Bozan Aksoy yazdı: Şengal yetimlerinin okuduğu okul neden kapatıldı?

İŞİD saldırısı başladığında Şengal dağına doğru kaçmaya başladık. Ben annem, babam ve bir erkek kardeşimle birlikte köyümüz Solax’tan çıktık. Ablam ve bir ağabeyim bizden önce kaçtıkları için kendilerini kurtarmışlardı. Birden önümüze bir araba çıktı. Arabanın üzerinde kocaman bir silah vardı, namluyu bize doğru çevirdiler.


Bize dediler ki; siz kimsiniz? Bizim Ezidi olduğumuzu anladılar bizleri yakalayıp arabalara bindirdiler. Erkekleri, kadın ve çocuklardan ayırdılar. Bizleri Telafer’de bir okulun bahçesine topladılar. Sonra Baduşe hapishanesine götürdüler, orada sayımız çok fazla olmuştu. Aramızda yaşı büyük erkek hiç yoktu. Kadınlar ve çocuklar dışında kimseyi yanımızda bırakmadılar. Sonradan büyük kardeşimden öğrendim ki Telafer’de annem kaçmayı başarmıştı.


​Onlardan çok korkmuştum. Bizi nereye götürdüklerini bilmiyorduk, korkudan soru soramıyorduk. İŞİD militanları kendi aralarında konuşurken anladık ki kadınları başkaları ile evlendireceklermiş. Sonra bizi Suriye ye götürdüler. Orada 3 okul vardı. Sürekli Kuran okutuyorlar, namaz kıldırıyorlardı. Sonra silah kullanmayı öğrettiler. Amcamın oğlu ve bazı tanıdıklarla orada karşılaştım, korkudan konuşamadık sürekli bizi takip ediliyorlardı. Bize ne derlerse onu yapıyorduk gözlerimizin önünde birkaç kişinin başını kestiler. Namaz kılmayan Kur-an okumayanların sonu böyle olur diye söylüyorlardı. Daha çok çalışıyorduk en iyisini öğrenmeye daha fazla gayret gösteriyorduk. İnsanların kafasını kesenler büyük adamlardı. Korkudan gözlerimizi dahi kapatamıyorduk. Gözlerimizin önünde olanları çaresizce izlemek zorunda kalıyorduk. Silah ve dini eğitimden sonra bizleri savaşa götürdüler, bizler en ön cephede militanların önünde gidiyorduk.


Neresi olduğunu bilmediğim bir yerde yaralanmışım, beni tedavi için hastaneye götürmüşler, yaklaşık iki ay tedavi gördüm. İyileşince beni köle pazarına götürdüler. Elimden tutan adam, beni başka birine teslim etti. Geriye döndüğümde adam para sayıyordu. Beni kaça sattıklarını bilmiyordum. Sadece adamın parayı saydığını görünce beni sattığını anladım.

IŞİD tarafından yetim bırakılan Qutabxana kaniya Sipi Okulu’nda okuyan öğrenciler


Beni satın alan adam, bana her işini yaptırıyordu. Bir süre sonra oda beni başka birini sattı. Toplam 11 kere köle pazarında satıldım. Köle olarak satıldığım evlerde bana sürekli insanların başının kesildiği videoları izletiyorlardı. Evde çay, temizlik ne isterlerse yapıyordum. Yalnız başıma bir odada kalıyordum, oda da namaz kılıyor, Kur-an okuyordum bana güvenmediklerini biliyordum odaya kamera yerleştirmişlerdi.

Başından geçenleri yazdığım Mervan gibi onlarca çocuk var. Bu çocuklar İŞİD canileri tarafın zorla dinleri değiştirilerek ön cephelerde savaştırılmış, şanslı olanlar yaralı kurtulduktan sonra köle pazarlarında satılıp aylarca işkenceye maruz kalmış. Mervan başından geçenleri Qutabxana Kaniya Sipi okuluna geldikten aylar sonra anlatma cesareti göstermişti.


İŞİD 3 Ağustos 2014’te Ezidilerin yaşadığı Irak’ın Musul kenti yakınlarındaki Şengal bölgesine saldırdı. Gece yarısı başlayan kanlı saldırıda Kaçmaya fırsat bulanlar Şengal dağına doğru yola çıktı. Şengal Dağına sığınan üç yüz bin civarında insan yedi gün yedi gece çaresizce yardımın gelmesini beklemişti. Dünyanın gözleri önünde çocuklar, yaşlılar ve hastalar susuzluktan ve sıcaktan hayatını kaybetmişti. ​Şengal saldırısında yaklaşık 6 bin civarında olduğu gerçek rakamın bugün bile belirlenemediği Ezidi’yi katleden örgüt, binlerce kadın ve çocuğu da esir almıştı. Alıkoyduğu genç kadın ve çocukları denetimindeki şehirlerde kurduğu esir pazarlarında seks kölesi olarak satan örgüt yaşı küçük çocukları kamplarda Müslümanlaştırıp eğitmeye başlamıştı. Şengal saldırısının 5. Yılında uluslararası Birçok kurumun soykırım olarak nitelediği katliamın yıldönümünde örgütün kaçırdığı bazı insanlardan ise hala haber alınamıyordu. O günden bu yana dört bir yana dağılmış çocuklarına ulaşmaya çalışan acılı aileler, kıt kanaat imkânlarla “Ağustos Fermanı” dedikleri Ezidi Jenosidinin kanayan yaralarını sarmaya çalışıyorlar.


Şengal katliamından kurtulanlar için kurulan derme çatma kamplarda zorlu bir hayat başlarken, kamplarda hiç kimsesi kalmamış çocuklarının durumu içler acısıydı. Bu çocukların kimi yıkılan evin altından kimisi silahla taranarak öldürülen insanların cenazesinin altında tesadüfen hayatta kalmıştı. Sayıları o günlerde çok fazla değildi lakin kampların her tarafında bu çocukları görmek mümkündü, hepsi de benzer travmaları yaşıyor, hepsinin ortak özelliği aileleri gözlerinin önünde katledilmişti. ​Soykırım dünyanın gözleri önünde gerçekleşmiş binlerce insan dini inançları bahane edilerek katledilmişlerdi. Dünya soykırıma sessiz kaldığı gibi kaçıp kurtulanlara karşıda sessizliğini koruyordu. Ezidi inancına mensup Kürtler özellikle diaspora da yaşayanlar katliamdan kurtulanlara kıt kanat yardım ediyordu.

Şeyh Hasan Ali, katliamın ertesinde kamplara yardım ulaştırmak için gönüllü olmuştu. O günleri şöyle anlatıyor;

“Bir grup arkadaşla birlikte yardım malzemelerinin dağıtımını yapıyordum. Kampta bulunan herkesin aile bireylerinden akrabalarından ya da köylülerinden öldürülenler vardı. Bu çocukların ortak özelliği yaşları çok küçük ve hayatta kimselerinin kalmamış olması. Dahası 3,4,5,6…10 yaşlarında kendi ihtiyaçlarını tek başlarına karşılayamadıkları gibi hepsi ruhsal çöküntü yaşıyordu. Bir şeyler yapmalıydık zira bazı çocuklar delirmiş, bazıları intihar etmiş, bazıları yemeden içmeden kesilmişti. Durumu Ezidi ruhani meclisine bildirdik, çocuklar için Nıseri de bir okul, daha doğrusu Ezidi din adamları gözetiminde çocukların toplanıp zaman geçirecekleri oyun oynayabilecekleri bir yer olsun istedik.

Ogünlerde ayakta kalabilmek bile çok zordu hele bir de çocuksan… Derme çatma bir barakada faaliyetimize başladık.” Şeyh Hasan Ali ve arkadaşları o zor şartlarda çocukları hayata bağlamak için kurdukları derme çatma barakaya “Qutabxana Kaniya Sipi” (beyaz çeşme kütüphanesi) ismini verdiler. verdikleri isim kısa sürede çocukların severek benimsediği bir okula dönüştü. “Kaniya Sipi” Laleş vadisinde bulunan kutsal tapınağın içinden akan doğal bir kaynaktır. Ezidi inancında hac mevsiminde hacıların içtiği, küçük çocukların vaftiz edildiği kutsal suyun ismidir. Qutabxana Kaniya Sipi 60 çocukla başladığı macerasına çok kısa sürede olumlu tepkiler aldı. Her geçen gün İŞİD vahşetinden kurtarılan çocuklar için bir nevi rehabilitasyon merkezi oldu. Başlarda katliamdan kurtulan çocukların zaman geçirdiği okul aylar sonra İŞİD örgütünün katı İslami eğitimine maruz kalmış çocuklar için hem bir yuva hemde ezidi dinini öğrenecekleri eğitim yuvasına dönüştü.

IŞİD tarafından yetim bırakılan Qutabxana kaniya Sipi Okulu’nda okuyan öğrenciler

Şeyh Hasan Ali İŞİD esaretinden kurtulan çocuklarla ilgili başka bir anısında şöyle diyor;

“Yaklaşık 9 ay sonra birkaç çocuğun Musul civarından kurtarıldığı haberini aldım. Çocuklar kampa yerleştirilmişlerdi. Kurtulan çocuklardan biri gece yarısı yakın akrabaları ile kaldığı çadırda herkes uykuda iken eline geçirdiği bıçakla amcasına saldırıp öldürmeye kalkışmıştı. Kendisi ile bizzat gittim çocuk bana sürekli akrabalarının kâfir olduğunu söyleyip öldürülmeyi hak ettiklerini kendisinin de bir Müslüman olarak cennete gideceğini söylüyordu. O an çok düşündüm İŞİD sadece çocuklarımızı bizden almamıştı, bizden aldığı çocukları katı selefi İslami eğitimle eğitip bizleri öldürmek için geri göndermişti. Arkadaşlarımızla konuştuk kültürümüzden dinimizden uzaklaştırılan daha doğrusu insanlıktan uzaklaştırılan bu zihniyete karşı çocuklarımıza ait oldukları dini ve kültürü öğretmeye karar verdik.” ​Nıseri okulundan sonra amacımız aynı sorunu yaşayan çocukların bir arada kalarak yaşama tutunmalarını sağlamaktı. Çünkü birçoğu tek başına temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyordu Nıseri de kurulan kampta hiç kimsesi kalmamış bu çocuklardaki gelişmeler bizleri başka alanlarda çalışmaya sevk etti. Sonraki aylarda İŞİD vahşetinden kurtarılan çocuklar “Qutabxana Kaniya Sipi” okullarında eğitim görmeye devam ettiler Nıseri deki okul yetersiz kalınca yardımsever Ezidilerin desteği ile Penşari, Kebertog, Ruwange, Xanke ve Şengal de aynı isimle okullar açılmıştı. 6. Okul açıldığında okullarda eğitim gören kimsesiz yetim çocuk sayısı 750 kişiyi bulmuştu. Bütün bu okullarda gerek eğitim veren gerekse okula katılan çocukların giyim kırtasiye vs. ihtiyaçlarını özellikle Avrupa diasporasındaki yardımsever Ezidiler tarafından karşıladı. Federal Kürdistan hükümeti yetkililerine birkaç sefer bina ihtiyaçlarını karşılamak için destek istemişlerdi. Bunun dışında ne merkezi Irak hükümeti, ne de bölgesel Kürt yönetiminden destek almadıklarını üzülerek söylüyor.

Sonrasında ekliyor; “ bizim faaliyetimiz o dönem zorunlu idi çocuklar için bir şeyler yapmalıydık. Ezidi ruhani meclisinin onayı ile bu çalışmayı bugüne kadar getirdik. Ezidiler dışında çok az yardım aldık birkaç sefer UNİCEF son olarak Duhok kilisesi adına çocuklara giyim ve yiyecek yardımı yapıldı.

​Tam bu noktada Şeyh Hasan Ali’ye herhangi bir Müslüman kuruluşun kendilerine yardım edip etmediğini soruyorum.

“Bireysel olarak yardım yapan çok az şahsiyet var, aslında onlarda Müslüman oldukları için değil insan oldukları için yardım ettiklerini üstüne basa basa söylediler. Onun dışında dünyadaki hiçbir İslami kurum ve kuruluş utabxana Kaniya Sipi” okullarında eğitim gören çocuklara yardım etmemiştir. Bugün dünyanın farklı ülkelerinde İslami kimliklerini ön plana çıkaran binlerce yardım kuruluşları var. Reklam ve afişlerinde sürekli insanlığa yardım için para toplayan bu kurumlar maalesef “EZİDİLER” söz konusu olduğunda önlerine kalın duvarlar örüyorlar.”

IŞİD tarafından yetim bırakılan Qutabxana kaniya Sipi Okulu’nda okuyan öğrenciler

Geçen bayramda benden yardım isteyen birine vereceğim yardımın nereye gideceğini sormuştum.

“Çaresiz yoksul insanlara gidecek.”

Sonrasında bu çaresizler içinde “EZİDİLER” var mı? Soruma ise açık ve net bir cevap vermişti.

“Biz yardımları Müslümanlara göndeririz.” demişti. Bu sözler İslami kimliği ön plana çıkaran en azından benim görebildiği kadarı ile başka dine mensup mazlumlara karşı ayrımcı bir tutumu gözlerimizin önüne seriyor. Umarım İslam âlimleri ve aydınları bu ayrımcı tutuma karşı medeni bir duruş sergiler… Umarım bu tutumlarından vazgeçerler.

​Konumuza dönecek olursak; Şu anda Federal Kürdistan sınırları içerisinde Şengal bölgesinden kaçan on binlerce insan kamplarda yaşamaya devam ediyor. Bileşmiş Miletlerin denetiminde gerek merkezi Irak hükümeti gerekse Federal Kurdistan Hükümeti kamp sakinlerinin güvenli bir şekilde evlerine dönebilmesi için yeterli çalışma yapamamıştır. Qutabxana Kaniya Sipi ise özellikle son iki yıldır sürekli engellerle karşı karşıyadır. Yereldeki yöneticiler okul adı altında faaliyet gösteren bu kurumun, hiçbir resmi geçerliliğinin olmadığını, faaliyetlerine devam etmesinin de doğru olmayacağını söylüyorlar. Şeyh Hasan Ali ve arkadaşları ise bu okullara devam eden kimsesiz öğrencilerin özellikle yaşı küçük olanların hayata tutunmakta zorlanacağını, sefalete hatta daha kötü durumlarla karşı karşıya olduklarını söylüyor.

Bugüne kadar 4 okulun kapandığını, geriye iki okulun kaldığını yerel yöneticilerin özellikle talim terbiye müdürünün okulların kapanması için uğraştığını belirtiyor. Rudaw televizyonuna konuşan bölgedeki talim terbiye müdürüne göre; “Bu okulların hukuki hiçbir geçerliliği yoktur.”

Okulların ne olacağı sorusuna cevap vermemesi, sorunun daha da derinleşeceğini gösteriyor. Avrupa’daki Ezidiler bu açıklamalar üzerine özellikle sosyal medyada büyük bir tepki gösterdiler.


​“Qutabxana Kaniya Sipi” de Ezidi dininin esasları öğretildi. Ezidi inancının mitolojik felsefesi yanında, hayata yeni bir başlangıç yapabilmeleri için beş yıl boyunca önemli görevleri başardılar. Lakin okulda dini eğitim ve ezidi Kürtlerin kültürünün öğretilmesi yeni sorunları da beraberinde getiriyor. Eğitim gören çocukların hangi okula denk bir eğitim gördükleri, bu çocuklardan yüksek tahsile devam etmek isteyenlerin hangi diplomaya bağlı olacakları ayrı bir sorun olarak bütün çıplaklığı ile karşımızda duruyor. Bu okulda temel eğitim verilmediği için denk okul uygulaması da bulunmuyor. Bu açıdan baktığımızda talim terbiye müdürünün bu okulların hukuki bir karşılığının olmadığı yönündeki beyanatı doğrudur. Ezidi toplum önderleri bu durum karşısında talim terbiye müdürünün beş yıla yakındır faaliyet gösteren okulun kapatılarak sorunu çözemeyeceği görüşünde birleşiyor. Şeyh Hasan Ali 4 okulu kapatmış durumda Ezidi toplumu çocukların Ezidi inancına göre eğitim görmesini istiyor. Tartışmalar “Qutabxana Kaniya Sipi” etrafında devam ederken soruna kalıcı bir çözümün şimdiye kadar dile getirilmemiş olması ister istemez Ezidi inancına mensup insanları endişelendiriyor.

Ezidiler son gelişmelerle birlikte Şengal bölgesinden göç edip şu ana kadar on binlerce insanın çadırlarda yaşıyor olmasını sistematik bir fermanın parçası olarak görüyorlar. Bölgesel yönetimin bugüne kadar Şengal bölgesine gitmek isteyen yardım kuruluşlarına izin vermemesi çalışmaları sürekli engellemesi bu kanaatin oluşmasına neden olmuştur. Ezidi Kürtler için Şengal kutsal bir bölgedir. 2019 Şubat ayında 4,5 yıl İŞİD örgütünün esaretinden kurtarılan 11 çocuk arasında Mezin şöyle demişti:

“Tiştek Bi Şengalê Hat?”(Şengal’in başına bir şey geldi mi?)

​Bu sözler o kadar ağır sözlerdi ki, hiçbir hükümet bu ağırlığın altından kalkamaz. 9 yaşında esir alınıp zorla Müslümanlaştırılan ana dili Kürtçeyi mensup olduğu Ezidi dinini kafasından silmeye çalışan barbar bir örgütün elinden kurtulan çocuğun 4,5 yıl sonra söylediği bu sözler Şengal bölgesinin Ezidi Kürtler için önemini anlattığı kanısındayım. Bölgede özellikle Peşmerge’nin İŞİD saldırısı sırasında savaşmayıp bölgeyi terketmesi travma yaratmış, yıllar içinde özellikle bölgesel hükümetin esirleri kurtarmak için gösterdiği çaba ile bu travma hafiflemişken, Ezidi yetimlerin eğitim gördüğü okulun kapatılmasını istemek yeni bir travmanın oluşmasına sebep olacaktır. Bu konuda bölgesel hükümetin bu yanlışı düzeltmek için çaba göstereceğine olan inancımla yazıyı bitiriyorum. | iznews agency – Bozan Aksoy