18.9 C
İstanbul
Perşembe, Mayıs 6, 2021

Bozan Aksoy yazdı: “Oğlumun artık bir mezar taşı var”

Soğuk bir kış gününde çalan telefonun sesi ile uyanan yaşlı kadın çok kısa sürecek bir konuşmanın ardından pencereye yaklaşıp yaşlı gözlerle karlı sokağa baktı. Issız sokağın ortasında insan izlerini aradı. Yaşlı kadının nefesiyle buğulanan pencere olmasa, ağlayan bir kadın heykeli zannedebilirdi,  yıllardır süren uykusuz ve kâbus dolu gecelerden sonra bu sabah gelen telefonla derin üzüntü yüzünü kapladı. Hayatının elli beş yılını geçirdiği köyden binlerce kilometre uzakta, Avrupa’nın bu soğuk sabahında bir telefonla gözyaşları sessizce akıtırken uyanan torunlarına baktı. Doğduğu topraklardan çok uzakta olması insanı yaşadığı acılardan uzaklaştırmıyor. Onun sadece bedeni oradaydı. Ruhu Şengalde yaşamaya devam ediyordu.

IŞİD soykırımından kurtulduğuna tek bir gün bile sevinmemişti kocası, oğlu ve kardeşi IŞİD canilerinin kurşunlarına hedef olurken aslında oda binlerce defa ölmek istemişti. Şengal IŞİD işgalinden kurtarıldıktan sonra her bulunan toplu mezarın başına koşup elleriyle kazmış kocasına, oğluna ve kardeşine ait bir işaret bulamamıştı.

Günler aylar yıllar böyle geçti. Torunları kamp hayatının zorluklarına dayanabilse, o asla yaşadığı toprakları terk etmeyecekti. Sonunda Almanya’da yaşayan akrabalarının ısrarı ile torunlarını yanına alıp gitmeye karar verdi her sabah Koço köyünde yaşıyormuş gibi nefes almaya devam etti. Almanya’da yaşamaya başladığından beri, bahçesinde çocukların oynadığı okullardan uzak duruyordu.  Koço köyünde 520 erkek köy ilkokulunun bahçesinde katledilen yakınlarını hatırlatıyordu.

2019 yılında Birleşmiş Miletlerin desteğiyle toplu mezarlar açılıp cenazeler başkent Bağdat’a götürüldü. O günlerde uçağa atlayıp Bağdat’a gitmiş cenazelere yapılacak DNA testi için kan ve doku örnekleri vermişti. Yaklaşık bir ay kalmış umut ettiği sonuç çıkmayınca torunlarının ısrarı ile Almanya ya dönmek zorunda kalmıştı.

Ezidi dinine mensup kadınlar genelde beyaz elbise giymeyi tercih eder, hele bayramlarda beyaz elbise giymek Ezidi dininin en önemli sembolüdür. Şengal soykırımından sonra bir daha beyaz elbise giyemedi. Yüzünün güldüğünü bir daha gören olmadı. Şimdi karlar altındaki sokağa bakıp derin derin iç çekiyordu. Üst kat merdiveninden inen torunun ninesinin pencereden bakışına hiç şaşmadı. Elindeki cep telefonuna bir kere daha bakıp dışarıya bakan ninesine usulca sarıldı. İkisininde gözyaşları sel olmuştu, evdeki herkes uyanmış ev yas evine dönmüştü. Israrla çalan cep telefonu olmasa kimse konuşmayacaktı. Arayan akrabalara gözyaşları içinde cevap vermek azap oluyordu.

O sabah evde kahvaltı masası kurulmadı. Yüz dört kişinin kimliklerinin belirlendiği haberi ile bir kere daha acılar tazelenmişti. Kadın hiç sormadı; sorsa oğlun diyeceklerdi, sorsa kardeşin diyeceklerdi, sorsa eşin diyeceklerdi. Torunu birkaç telefon görüşmesinden sonra acele ile üstüne birşeyler giyip sokağa fırladı. Ezidi toplumun önde gelenleri kısa sürede bir araya gelmiş Şengal’de yaşayanlarla görüşmeler yapmışlardı. O an kimse ne yapacağını ne yöne gideceğini bilmiyordu. Federal Kürdistan hükümet yetkililerine ulaşmayı başardıklarında Bağdat’ta cenazeler için devlet töreni yapılacağı haberi ile şaşırdılar. Ezidi’leri IŞİD saldırılarından koruyamayan devlet yedi yıl sonra töreni düzenliyordu. Aslında hiçbiri devlet töreni istemiyordu. Acılı aileler yıllar sonra katledilenlerin bir mezarı olsun istiyordu.

Yedi yıl yedi bin yıl gibi geçerken, yedi yılda neler oldu dünyanın altı üstüne geldi ama Ezidilerin yaşadığı soykırım neredeyse unutulup gitti.

İnsanlık ”Covid 19” hastalığının pençesinde kıvranırken Ezidi anneler bulunamayan çocuklarının kemikleri için yaşamaya devam ediyordu. Bir anne için oğlunun mezar taşı olmaması ne kadar acıdır bilir misin? diye sormuştu travma merkezindeki doktora…

Evet, bir mezar taşı olsun diye yedi yıldır bıkmadan usanmadan çabalayan insanlar vardı.Dünyanın farklı ülkelerine dağılmış binlerce acılı kadın Koço köyünde yapılacak olan törene katılmak istiyordu kimisi yaşadığı vahşeti hatırlamak istemediği için kimisi Avustralya ve Kanada gibi çok uzak ülkelerde olduğu için, çoğunlukta salgın hastalık ve seyahat kısıtlamalarından dolayı törene katılamadı. Her şeye rağmen bir yolunu bulup uçak bileti alabilenler doğdukları kutsal topraklara gelmeyi başarmıştı.

…Ve o kadınlar; 6 Şubat 2021 günü Koço köyüne doğru gelen 104 tabutu karşılamak için beyaz elbiselerin yerine siyahlar giyerek en önde durdular. Kimi oğlu, kimi kardeşi, kimi kocası için ve daha da acısı hala IŞİD canilerinin elinde olan kadınlar için bir kere daha gözyaşlarını döktü. Tören öncesinde 104 cenaze için tek tek mezarlar kazıldı ve isimleri yazıldı. Acılı annelerden biri şöyle diyecekti; “artık oğlumun bir mezarı var.”

Koço köyünde yapılan cenaze törenine katılan acılı kadınlardan biride BM (Birleşmiş Miletler) İyi Niyet Elçisi Nadia Murad.

IŞİD baskınında esir alınmış, kurulan esir pazarlarında satılmış, tecavüze uğramış ve kurtulmayı başarmış, kurtulduktan sonra soykırımı yapanların peşini bırakmamış mücadele etmeye devam eden Ezidi kadınların lideri.  Törende yaptığı konuşmada: “ Ezidilerin 2014’te yaşadığı katliamın ardından yaralarını sarmaya çalıştığını belirterek, bu konuda Irak ve Kürdistan Bölgesi hükumetlerinin Şengal halkına daha fazla destek vermesi gerektiğini söyledi.”

Nadia Murad, Şengal ’de yaşayan Ezidilerin 2014’te “Müslüman komşularının IŞİD örgütüne yardım etmesi ile büyük bir katliamdan geçtiğini anlattı.

Koço köyünde katledilenlerin de diğer Ezidiler gibi inançları nedeniyle hedef alındığını belirten Murad, bu ağır trajedinin ardından Ezidilerin kendi yaralarını sarmaya çalıştığını, Şengal ve Koço köyünün bugün yaşadığı sorunların sadece “siyasi” olmadığını söyleyen Nadia Murad, “Şengal halkının sorunu onur sorunudur. Devlet hala katliam kurbanlarının ailelerini tazmin edemedi” dedi.  

Törenden önce Bağdat’ta bulunduğunu anlatan Murad, Şengal’de diğer toplu mezarların açılması ve DNA testlerinin yapılarak toprağa verilmesi için Birleşmiş Milletlere yardım çağrısı yaptı.

Nadia Murad konuşmasının devamında, bugün 170 bin kişi Şengal’e geri döndü. Bizim onurumuz sadece öldürülerek çiğnenmedi, bugün binlercesi hala kayıp olduğu için de değil. Onurumuz, Müslüman ve Hristiyanlar gibi kendi topraklarımızda özgürce yaşayamadığımız için çiğnendi. Irak’taki diğer bileşenler gibi evimize dönüp birlikte güven içinde yaşayamadığımız için” dedi.

3 Ağustos2014 yılında Işid Koço köyünde saldırmış 520’si erkek 510 kadını öldürüp esir almıştı. 2019 yılında birleşmiş milletlerin öncülüğünde 73 toplu mezarın yeri tespit edilmişti. Tespit edilen toplu mezarlarda şimdiye kadar 17’si açıldı. Koço köyündeki toplu mezardan çıkarılanların cenazeleri DNA tespiti için Bağdat’a götürülmüştü.

@iznews agency | bozan aksoy

Soğuk bir kış gününde çalan telefonun sesi ile uyanan yaşlı kadın çok kısa sürecek bir konuşmanın ardından pencereye yaklaşıp yaşlı gözlerle karlı sokağa baktı. Issız sokağın ortasında insan izlerini aradı. Yaşlı kadının nefesiyle buğulanan pencere olmasa, ağlayan bir kadın heykeli zannedebilirdi,  yıllardır süren uykusuz ve kâbus dolu gecelerden sonra bu sabah gelen telefonla derin üzüntü yüzünü kapladı. Hayatının elli beş yılını geçirdiği köyden binlerce kilometre uzakta, Avrupa’nın bu soğuk sabahında bir telefonla gözyaşları sessizce akıtırken uyanan torunlarına baktı. Doğduğu topraklardan çok uzakta olması insanı yaşadığı acılardan uzaklaştırmıyor. Onun sadece bedeni oradaydı. Ruhu Şengalde yaşamaya devam ediyordu.

IŞİD soykırımından kurtulduğuna tek bir gün bile sevinmemişti kocası, oğlu ve kardeşi IŞİD canilerinin kurşunlarına hedef olurken aslında oda binlerce defa ölmek istemişti. Şengal IŞİD işgalinden kurtarıldıktan sonra her bulunan toplu mezarın başına koşup elleriyle kazmış kocasına, oğluna ve kardeşine ait bir işaret bulamamıştı.

Günler aylar yıllar böyle geçti. Torunları kamp hayatının zorluklarına dayanabilse, o asla yaşadığı toprakları terk etmeyecekti. Sonunda Almanya’da yaşayan akrabalarının ısrarı ile torunlarını yanına alıp gitmeye karar verdi her sabah Koço köyünde yaşıyormuş gibi nefes almaya devam etti. Almanya’da yaşamaya başladığından beri, bahçesinde çocukların oynadığı okullardan uzak duruyordu.  Koço köyünde 520 erkek köy ilkokulunun bahçesinde katledilen yakınlarını hatırlatıyordu.

2019 yılında Birleşmiş Miletlerin desteğiyle toplu mezarlar açılıp cenazeler başkent Bağdat’a götürüldü. O günlerde uçağa atlayıp Bağdat’a gitmiş cenazelere yapılacak DNA testi için kan ve doku örnekleri vermişti. Yaklaşık bir ay kalmış umut ettiği sonuç çıkmayınca torunlarının ısrarı ile Almanya ya dönmek zorunda kalmıştı.

Ezidi dinine mensup kadınlar genelde beyaz elbise giymeyi tercih eder, hele bayramlarda beyaz elbise giymek Ezidi dininin en önemli sembolüdür. Şengal soykırımından sonra bir daha beyaz elbise giyemedi. Yüzünün güldüğünü bir daha gören olmadı. Şimdi karlar altındaki sokağa bakıp derin derin iç çekiyordu. Üst kat merdiveninden inen torunun ninesinin pencereden bakışına hiç şaşmadı. Elindeki cep telefonuna bir kere daha bakıp dışarıya bakan ninesine usulca sarıldı. İkisininde gözyaşları sel olmuştu, evdeki herkes uyanmış ev yas evine dönmüştü. Israrla çalan cep telefonu olmasa kimse konuşmayacaktı. Arayan akrabalara gözyaşları içinde cevap vermek azap oluyordu.

O sabah evde kahvaltı masası kurulmadı. Yüz dört kişinin kimliklerinin belirlendiği haberi ile bir kere daha acılar tazelenmişti. Kadın hiç sormadı; sorsa oğlun diyeceklerdi, sorsa kardeşin diyeceklerdi, sorsa eşin diyeceklerdi. Torunu birkaç telefon görüşmesinden sonra acele ile üstüne birşeyler giyip sokağa fırladı. Ezidi toplumun önde gelenleri kısa sürede bir araya gelmiş Şengal’de yaşayanlarla görüşmeler yapmışlardı. O an kimse ne yapacağını ne yöne gideceğini bilmiyordu. Federal Kürdistan hükümet yetkililerine ulaşmayı başardıklarında Bağdat’ta cenazeler için devlet töreni yapılacağı haberi ile şaşırdılar. Ezidi’leri IŞİD saldırılarından koruyamayan devlet yedi yıl sonra töreni düzenliyordu. Aslında hiçbiri devlet töreni istemiyordu. Acılı aileler yıllar sonra katledilenlerin bir mezarı olsun istiyordu.

Yedi yıl yedi bin yıl gibi geçerken, yedi yılda neler oldu dünyanın altı üstüne geldi ama Ezidilerin yaşadığı soykırım neredeyse unutulup gitti.

İnsanlık ”Covid 19” hastalığının pençesinde kıvranırken Ezidi anneler bulunamayan çocuklarının kemikleri için yaşamaya devam ediyordu. Bir anne için oğlunun mezar taşı olmaması ne kadar acıdır bilir misin? diye sormuştu travma merkezindeki doktora…

Evet, bir mezar taşı olsun diye yedi yıldır bıkmadan usanmadan çabalayan insanlar vardı.Dünyanın farklı ülkelerine dağılmış binlerce acılı kadın Koço köyünde yapılacak olan törene katılmak istiyordu kimisi yaşadığı vahşeti hatırlamak istemediği için kimisi Avustralya ve Kanada gibi çok uzak ülkelerde olduğu için, çoğunlukta salgın hastalık ve seyahat kısıtlamalarından dolayı törene katılamadı. Her şeye rağmen bir yolunu bulup uçak bileti alabilenler doğdukları kutsal topraklara gelmeyi başarmıştı.

…Ve o kadınlar; 6 Şubat 2021 günü Koço köyüne doğru gelen 104 tabutu karşılamak için beyaz elbiselerin yerine siyahlar giyerek en önde durdular. Kimi oğlu, kimi kardeşi, kimi kocası için ve daha da acısı hala IŞİD canilerinin elinde olan kadınlar için bir kere daha gözyaşlarını döktü. Tören öncesinde 104 cenaze için tek tek mezarlar kazıldı ve isimleri yazıldı. Acılı annelerden biri şöyle diyecekti; “artık oğlumun bir mezarı var.”

Koço köyünde yapılan cenaze törenine katılan acılı kadınlardan biride BM (Birleşmiş Miletler) İyi Niyet Elçisi Nadia Murad.

IŞİD baskınında esir alınmış, kurulan esir pazarlarında satılmış, tecavüze uğramış ve kurtulmayı başarmış, kurtulduktan sonra soykırımı yapanların peşini bırakmamış mücadele etmeye devam eden Ezidi kadınların lideri.  Törende yaptığı konuşmada: “ Ezidilerin 2014’te yaşadığı katliamın ardından yaralarını sarmaya çalıştığını belirterek, bu konuda Irak ve Kürdistan Bölgesi hükumetlerinin Şengal halkına daha fazla destek vermesi gerektiğini söyledi.”

Nadia Murad, Şengal ’de yaşayan Ezidilerin 2014’te “Müslüman komşularının IŞİD örgütüne yardım etmesi ile büyük bir katliamdan geçtiğini anlattı.

Koço köyünde katledilenlerin de diğer Ezidiler gibi inançları nedeniyle hedef alındığını belirten Murad, bu ağır trajedinin ardından Ezidilerin kendi yaralarını sarmaya çalıştığını, Şengal ve Koço köyünün bugün yaşadığı sorunların sadece “siyasi” olmadığını söyleyen Nadia Murad, “Şengal halkının sorunu onur sorunudur. Devlet hala katliam kurbanlarının ailelerini tazmin edemedi” dedi.  

Törenden önce Bağdat’ta bulunduğunu anlatan Murad, Şengal’de diğer toplu mezarların açılması ve DNA testlerinin yapılarak toprağa verilmesi için Birleşmiş Milletlere yardım çağrısı yaptı.

Nadia Murad konuşmasının devamında, bugün 170 bin kişi Şengal’e geri döndü. Bizim onurumuz sadece öldürülerek çiğnenmedi, bugün binlercesi hala kayıp olduğu için de değil. Onurumuz, Müslüman ve Hristiyanlar gibi kendi topraklarımızda özgürce yaşayamadığımız için çiğnendi. Irak’taki diğer bileşenler gibi evimize dönüp birlikte güven içinde yaşayamadığımız için” dedi.

3 Ağustos2014 yılında Işid Koço köyünde saldırmış 520’si erkek 510 kadını öldürüp esir almıştı. 2019 yılında birleşmiş milletlerin öncülüğünde 73 toplu mezarın yeri tespit edilmişti. Tespit edilen toplu mezarlarda şimdiye kadar 17’si açıldı. Koço köyündeki toplu mezardan çıkarılanların cenazeleri DNA tespiti için Bağdat’a götürülmüştü.

@iznews agency | bozan aksoy

Bugünden