Bozan Aksoy yazdı | Ezidi inancında Mir Cafer Dasıni ve Şeyh Adiy

Ezidi dini üzerine yapılan araştırmaların tamamında Şeyh Adiy ismi  “Ezidi” dini kadar öne çıkmaktadır. 2014 yılında İŞİD örgütünün yaptığı soykırım sonrasında Ezidiler üzerine binlerce haber makale kaleme alındı. Kuşkusuz Ezidilik inancı ve tarihi üzerine bundan sonrada yazılacaktır. Ezidi dini için Şeyh Adiy ismi çok önemlidir. Ezidi inancında peygamber olmamasına rağmen Şeyh Adiy Ezidiler tarafından peygamber gibi anılmaktadır. Ezidi dinine inanan Kürtlere en büyük saldırı 7.yy Havlân’a (Musul) yapılan İslami fetihle olmuştur.  özellikle Türkçe yayınlanan araştırmaları yapanlar Ezidi dinini şeyh Adiy’e dayandırır.

Şeyh Adiy, Ezidi dini için yeniden doğuşun adıdır. Bu güne kadar Araştırmacıların çoğu Ezidi ruhani meclisi ve Ezidi din adamlarının Şeyh Adiy hakkında yaptıkları açıklamaları maalesef görmezden gelmişlerdir. Umarım bundan sonra konu hakkında araştırma yapacaklar en azından Ezidi ruhani meclisinin bu konudaki açıklamalarını önemser ve yayınlama cesareti gösterirler.  Ezidilerin tümü Şeyh Adiy’e inanıp, onu peygamber mertebesinde görür; Melek-i Tavus’un ruhunu Şeyh Adiy’in şahsiyetinde bütünleştirirler.

Şeyh Adiy’in kabri kutsal Laleş tapınağının bulunduğu vadidedir. Dünya üzerinde yaşayan bütün Êzidiler kutsal Laleş tapınağını, özel olarak da Şeyh Adiy’in kabrini ziyaret ederek “hacı” olurlar.

“EZİDİ” Dinini Şeyh Adi Bin Misafire dayandıran hâkim anlayış Ezidileri “YEZİDİ” olarak adlandırır. Kanımca bu “EZİDİ” dinine yapılmış büyük bir saygısızlıktır. Çünkü bu dine inananlar kendilerini “EZİDİ” olarak tanımlar. Ezidi kelimesi “EZDA” dan gelir.  Kürtçede“ EZDA” beni yarattı anlamındadır. Peki, kim yarattı? Kürtçe’deki  “Xweda”  kelime anlamı  “Kendi kendini yarattı.”

Konuyu daha fazla dağıtmadan Şeyh Adiy ismine dönelim.  Bugüne Kadar Ezidi arkadaşlarım ve Ezidi din adamlarının anlatımları dışında Erbil şehrinde karşılaştığın Hıristiyanların Ezidilerden bahsederken “Desnai, Dasıni” Kürtlerin çoğunluğu tarafından (Duhoqa Dasıni) İsmi unutulmuş olsa da bölgede yaşayan Hıristiyan ve Yahudilerin bu ismi kullanıyor olması gerçek anlamda akademik çalışma yapacaklar için önemli bir kaynaktır.

İslam adına fetihlerin başladığı ilk dönemde Ezidi dinine inanlara karşı korkunç bir katliam yapılmıştı. Ezidiler kısa sürede toparlanıp sırtlarını dağlara dayamışlardı. Abbasiler döneminde Ezidi dinine inanlar güçlerini birleştirerek birçok katliam girişimi boşa çıkarttılar. Halife Memun döneminde Ezidiler için kısmen rahat bir dönem olmuştur. 833 yılında halife Memun ölünce yerine Mu‘tasım-Billâh geçti. O dönemde Abdullah bin ensi Havlân (Musul) şehrinin komutanıdır. Halife Mu‘tasım-Billâh döneminde Ezidi dininin en yüksek makamını  “Mir Caferê Dasini” temsil etmektedir. Halife Mir Cafer Dasini’ye elçiler gönderir.

1: Ezidiler koşulsuz, Ezidi dinini bırakıp Kelime-i Şahadet getirerek Müslümanlığı din olarak kabul edecektir.

2: Ezidi dininde kalacaklar için her sene İslam halifeliğine %20 ceza ödeyecekler.

Mir Caferê Dasinî Elçilere şu cevabı verir: “Biz dinimizden asla vazgeçmeyiz.  Biz Ezidiler inancımız için ceza ödemeyi kabul etmiyoruz.

Bu cevap üzerine Mu‘tasım-Billâh Havlân (Musul) komutanı Abdullah bin Ensi’ye emir vererek 70 bin kişilik ordu ile Ezidilerin üzerine gönderir. Mir Cafer Dasıni önderliğinde Ezidi ordusu ile Matise köyünde bir ay boyunca savaşır. Savaşın sonunda Abdullah bin Ensi öldürülür.  Savaşı Mir Dasıni komutasındaki Ezidiler kazanır. Matise savaşından sonra halifenin ordusu dağılır. Bir yıl sonra Halife Mu‘tasım-Billâh 834 senesinde çoğunluğu paralı Türkmen askerlerden oluşan 150 bin kişilik seçkin bir ordu hazırlayarak Ezidilerin üzerine gönderir. Mir Dasıni gelen ordunun kendi gücünden çok fazla olduğunu bildiği için ordusunu dağlara yakın konumlandırır. Savaş  “Bêtnasê” bölgesinde 100 gün sürer, bu savaşta Ezidi kadınlar savaşçıları desteklemek için dağlara çıkar. Mir Dasıni 150 bin kişiden oluşan orduya karşı büyük bir direnişte bulunur lakin Mir Dasıni kendi gücününde farkındadır. Savaş devam ederken 40 kişilik Ezidi ruhani meclisi toplanır. Savaşın kaybedilmesi durumunda Ezidi dini büyük bir zarar görecek hatta yok olmakla karşı karşıya kalacaktır. Ezidi dinini sürdürecek 40 erkek ve 40 kadın bu toplantı sonunda evlendirilir. Evlendirilen çiftler farklı bölgelere gidip yerleşerek Ezidi dinini sürdüreceklerdir. Evlendirilen çiftlerin kimi Çolemerg(Hakkari) kimi Hewreman, kimi Xelat(Ahlat) gibi diyarlara gider. Bir çift Lubnan Baalbek’e gidip yerleşir. Farklı bölgelere dağılan kırk aile Ezidi dininin sürdürücüsü olur.

Mir Dasıni savaş meydanında bütün gücüyle savaşır. Onu canlı yakalamak isteyen düşmana karşı etrafına bir halka çizerek şöyle cevap verir

“ben bu halkanın dışına asla çıkmayacağım eğer bu halkanın içinden çıktığımı gören olursa bilin ki ben Ezidi dininden de çıkmışımdır. 100 gün süren savaşın sonunda Mir Dasıni düşmanın eline sağ geçmemek için etrafına çizdiği halkanın içinde bir bardak zehir içerek yaşamına son vermiştir.

(Ezidileri tanıyanlar bilir Mardin, Urfa, Batman, gibi şehirlerde Ezidi çocuklarının etrafına Müslümanlar bir halka çizdiklerinde zavallı çocuklar o halkanın içinden asla çıkmazdı.  Çizilen bu halka Mir Dasıni’nin çizdiği halkayı temsil ettiği içindir ki Ezidi çocuklar o halkanın içinde saatlerce kalır bazen güneşin altında bayıldıkları halde çıkmazlardı.)

Şeyh Adiy kimdir?

Lübnan Baalbek’e göç eden genç Ezidi çifti bölgede hüküm süren vicdan ve merhamet sahibi Emevi hükumdarı Mervana sığınır.  Kısa süre sonra bir erkek çocukları olur. Çocuğa Mervan ismini verirler. Ezidi Mervan büyür evlenir onunda bir oğlu olur, çocuğa Hesın ismi verilir.  Ezidilerin geçmişinde Hesın adında bir Mir vardır. Hesın büyür, evlenir, çocuğu doğmadan babası Mervan ölür.  Doğan erkek çocuğuna babasının ismi verilir. II. Mervan Ezidi olarak büyür. II. Mervan evlenip çocukları olunca oğluna Musa ismini verir. Oğluna Musa ismini vermesinin sebebi dinlere karşı olan merakıdır. Musa ezidi olarak büyür evlenir oğluna Sımail ismini verir (Kürtler dışında Sımail ismini kullananlara rastlamadım) Sımail Ezidi olarak büyür, evlenir yaylaya göç sırasında doğan oğluna Mêvan ismini verir. Mêvan Ezidi olarak büyür. 14 yaşına geldiğinde ailesi Beyt El Farê köyüne yerleşir. Mêvan evlenir, doğan erkek çocuğa Sexır ismini verir. Oğlunun doğumundan sonra eşini ve çocuklarını köyde bırakan Mêvan dağlarda inzivaya çekilir. Uzun süre yaşadığı dağlarda kendini Ezidilerin tanrısı “xweda’ya” adar.  Hiç kimse ile görüşmez. Bir akşam duasını okuyup uykuya daldığında bir rüya görür. Rüyasında kendisine;

“Mêvan kalk ve evine git bu gece eşinin rahmine (hefsuur) cenin düşecek bu cenin Tavısi Melek isteği ile olacak”. Mêvan uykudan uyanır ibadetini eder kendi kendine şöyle der “ ya Xweda tu mezinî û emir emrê te ye” (ey tanrı sen büyüksün emir senin emrindir.) Mêvan o gece evine döner gördüğü rüyayı eşine anlattır.  

Eşi kendisini dinledikten sonra şöyle der;

“Ben de çarşamba gecesi bir rüya gördüm. Başı yerden göğe kadar yükselen dumanlı dağlar vardı. Bir ucu doğuda bir ucu batıda olan dağların arasında bir kubbe vardı.  Dağların tepesindeki duman dağıldığında, bir uçtan diğer uca 7 melek uçuyordu. Elbiseleri kar gibi beyazdı, yüzleri beyaz ve uzundu, gözleri ateş gibi heybetli duruşlarıyla güneş gibi parlıyorlardı. Sesleri okyanus sesi gibiydi.  Meleklerin ışığı ile dağların arasındaki kubbe parlıyordu. Doğudaki dağ batıdakine şöyle diyordu:

Bu gece Şeyh Adiy anasının karnına düşecek. Batıdaki dağ cevap veriyordu bu gece Tavus-i melek gecesidir. Bu konuşmadan sonra sanki yıldızlardan bir ışık geldi ve karnıma girdi. Batından bir ses geldi Adiy doğdu Adiy doğacak 40 yıl sonra Laleşe gidecek 90 yıl sonra göklere yolculuk yapacak.”

Eşi rüyasını böyle anlatınca, Mêvan evinin damına çıkar ve yüksek sesle şöyle bağırır; eyyyyy köylüler ben Xweda arayışımdan evime geldim. Mêvan gökten gelen bu sırrı kimse anlamasın diye evde olduğunu duyurmuştur. Bu rüyadan sonra Xweda 1072 senesinin sonbaharında onlara bir oğul verir. Eşiyle birlikte çocuğa Adiyy ismini verirler.

Adiy, Tavus-i meleğin isteği ile çok zeki bir çocuk olur. Çocukluk döneminde Ezidi dininin dervişi olur.  Filozofların din bilginlerinin arasında keramet sahibi önemli bir tasavvuf ehli olur. Bölgedeki Müslümanlar arasında bilgeliği ve bilgisi Kur-an’a göre olmadığı için saldırıya uğrar.  Şeyh Adiy bu süreçte Hakkâri’ye uzun bir yolculuk yapar. Burada güzel dostluklar kazanır. Ezidilerin dua ve ilahilerinde Hakkâri (Çolemêrg) ismi çok geçer;

“Şêx Adî xweş Oldar e

Dahir bû li Beyt Elfar e

Qesid kir çû Colemêrg e

Lê cema dibûn Mêrdar e”

Hakkâri’deki Müslümanlar Şeyh Adiy etkisine karşı ona ve dostlarına saldırırlar.  Kısa sürede edindiği arkadaş ve dostları Ezidi dinin bölgedeki sürdürücüsü olurlar. Hakkâri yolculuğundan sonra Şeyh Adiyy’e saldırılar katlanarak devam eder.

İki yıl sonra Şeyh Adiy, abisi Sexir ve birkaç dostu ile birlikte Şam valisine çıkar. Vali Musul bölgesine rahat seyahat etmeleri için bir ferman hazırlar. Şeyh Adiy ve yanındakiler büyük bir heyecanla ata baba toprağına gelip eskiden Ezidilerin şehri olan Sêmileye Memê Şıvan’a misafir olurlar. Bu misafirlikten sonra “Boza” köyüne gider. Boza köyü has ve kalender Ezidilerden Mamedî Boz, Şesihimsi Teter, Bazîdî Bastem bu köyde yaşamışlardır. Boza köyünden sonra Şeyh Adiy kutsal Laleşê gelir. Burası onun son konağıdır ve ömrünün sonuna kadar burada yaşar.

Kutsal Laleş tapınağında Baba derviş ve dindar Ezidiler Şeyh Adiy etrafında toplanırlar( Laleş’teki bu ilk toplantıyı temsilen, senede bir sefer cem töreni yapılır) Şeyh Adiy, Ezidi dinine ait bütün bilgi ve kerametini bu toplantıda açıklamıştır. Onun bilge kişiliği bütün Ortadoğu da duyulur.

Şeyh Adiy Müslüman din adamları tarafından da çokça ziyaret edilmiştir. Bunlar arasında Şeyh AbdulkAdir Geylani, Şeyh Hemad El Dibas, Şeyh Akil El Manbeci, Şeyh Ebu El Vefa, Şeyh El Hilvani, Şeyh Necib El Şehreverdi, Şeyh Ahmet El Kibir ve çağdaşları Şeyh Adiy ile kutsal Laleş tapınağında görüşüp fikir alışverişinde bulunmuşlardır.

Şeyh Adiy öz be öz Kürttür. Dedeleri Mir Cafer’i Dasıni’nin toprağı olan Duhok’a Dasini’den gitmiştir.  Ezidi Kürtler için sonsuz bilgi pınarıdır.

Şeyh Adiy bilgi, birikim ve kerameti ile Ezidiler arasında peygamber gibi kabul edilir.

Şeyh Adiy zorla Ezidi dini’nin başına gelmemiştir. Böyle söyleyenler cahil ve bilgisizdirler.  Yok, olmak üzere olan Ezidi dinini ve inananların (Tifaq û tevahî) birlik ve beraberliğini sağlamıştır. Umudunu yitirmiş Ezidileri bir araya getirerek Ezidi dinini yeniden diriltmiştir.

Şeyh Adiy 90 yıl yaşamış ve hiç evlenmemiştir. O yaşamını Laleş ve Ezidi dinine adamıştır.

Not:  Ezidi din adamı Adnan Xêravayî ve Ezidi dostlarımın anlatımlarından yararlanılmıştır.

İznews Agency – Bozan Aksoy

*İznews Agency’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşleri, Zago Basın ve Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.