32.5 C
İstanbul
Perşembe, Temmuz 29, 2021

Bozan Aksoy: Mir Meyan Hatun!

“Düşmanlarımız bizimle savaşır, bizi öldürür ve esir alır. Kadınlarımızı cariye yapıp köle pazarlarında satarlar. Bu her zaman böyleydi. Ama neden kendi Kürt kardeşlerimiz düşmanlarımızı destekleyip ve düşmanlarımızdan çok daha fazla acımasız oluyorlar. ” Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan”

Osmanlı İmparatorluğu’nda 16. yüzyıldan 18. yüzyılın başlarına kadar, Ezidilerin yaşadığı bugünkü Şeyhan “Sancak Dasini” olarak idare ediliyordu. Dasini, tüm Ezidilerin adı ile eşanlamlı olarak kullanılan Şeyhan Beyliğinin eski adıydı. Bu nedenle Ezidi prensleri de Dasini adını kendi adlarında kullandılar.

Ezidilerin tarihine bakıldığında bu kendini gösteren ilk izlenimdir 

Ezidilere karşı dönüşümlü olarak Zerdüşt dinine inanan Persler, Sasaniler ve İslamiyet’in doğuşu ile birlikte Araplar, Moğollar ve Osmanlılar, Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde Kürt Beylikleri özelliklede Mir Bedirhan döneminde başlayan katliamlar zihniyet olarak kimi Kürtler arasında bugünde devam etmektedir.

1820’li yıllar Ezidi Kürtler için soykırımların yoğun bir şekilde uygulandığı yıllardır. Sanmayın ki bu soykırımları sadece devletler yaptı. Ezidilere karşı en büyük soykırımları bir zamanlar Ezidi inancına mensup olup sonradan Müslümanlığı kabul eden Kürtler tarafından yapıldı. Osmanlı imparatorluğu Ezidi inancına mensup Kürtleri Müslüman yapmaya karar verdiğinde Kör Mehmet paşa (Mirê Kor) gibi paşaların önderliğinde binlerce Ezidi erkeği katledip binlerce kadını cariye ve köle yaptı.

Kürtlerin tarihinde önemli bir isyan lideri olan kendiside Ezidi bir aileden gelen Mir Bedirhan önderliğinde yine on binlerce Ezidi öldürülüp Ezidi kadınlar esir pazarlarında satıldı. En ünlü oğullarından biri, daha sonra Kürt milli hareketinde önemli rol oynayan Celadet, Süreyya ve Kamuran Bedirhan’ın babası Emin Ali Bedirhan’dır. Emin Ali Bedirhan’ın annesi ve dolayısıyla adı geçen üç kardeşin büyükannesi, Bedirhan Bey’in kendisine zorla eş yaptığı Ezidilerin Mir ailesinden bir Ezidi prensesiydi.

Ezidilere karşı yapılan saldırıların ardı arkası kesilmedi. İslamiyet’i kabul etmeyenlerin sığınabildiği tek yer dağlar oldu. Ezidiler her katliamda Şengal dağına sığınırdı. 1832’de Soran katliamı sırasında saldırganlar Mir Ali Beyi esir alıp işkence edip, bu işkence altında ona İslam’a geçmesi dayatılır. Ama Mir Ali Bey “Ben reddettim ve dinime sadık kaldım.” Dediği için idam edilir. 

Ezidiler Mir Ali beyin direnişini bir zafer olarak görür. Günümüzde I.Mir Ali Bey saygı ile anılan en önemli Mir’dir. Bu idam olayından sonra katliamlar azalsa da Ezidiler hep tehdit altında yaşamaya devam eder.

1874 senesinde Meyan Hatun doğar babası kısa bir dönem Mir’in vekilliğini yapmış annesi ise Mir Casım Beyin kızıdır. Meyan Hatun on sekiz yaşına geldiğinde II.Mir Ali Bey ile evlenir.

1890’da Osmanlı yönetimi Ömer Vehbi Paşa’yı, Ezidileri İslam’ı kabul etmeye zorlamak için Ezidi dininin merkezi bölgesine gönderdi. Ömer Vehbi Paşa, Hamidiye süvarilerinin liderini ve çok sayıda Müslüman-Kürt aşiretlerini Ezidilere karşı askeri harekâta geçirir.

1891- 1893 yılları arasında Osmanlı denetimindeki Müslüman Kürt saldırganlar ile Ezidi savaşçılar arasında kanlı bir savaş başlar. Ömer Vehbi Paşa, Ezidilerin lideri Mir Ali Bey’e bir ültimatom verir; Ya o ve Ezidiler İslam’a dönecekler ya da öldürülecekler. Saldırganlar Ezidileri kuşatmış hem sayısal hem de askeri açıdan yetersiz donanıma sahip Ezidilerden çok daha üstündür. Mir Ali Bey İslam dinine geçmeyi kabul etmez. Çok sayıda Ezidi aşireti, yaklaşan saldırı ve daha önce Ezidi köylerinde yaşanan katliamların da etkisiyle Müslüman olur. (1800-1920 yılları arasında islamı Kabul eden Kürtlerin neredeyse tamamı hanefi mezhebine geçmiştir)

Ezidilerin kutsal mekanları talan edilir. Kutsal Laleş tapınağına zorla girilir ve işgal edilir. Islam dinine geçmeyi Kabul etmeyenlar kılıçtan geçirilir. Kadınlar cariye alınıp köle pazarlarında satılır. Laleş Tapınağı 12 yıl boyunca Müslüman din adamları tarafından Kur-an öğretilen bir merkez yapılır.

Mir Ali Bey kendisine yapılan korkunç işkencelere rağmen din değiştirmeyi Kabul etmez. Meyan Hatun bu dönemde birkaç sefer düşük yapar. Mir Ali Bey Kuzey Anadolu’ya sürgüne gönderilir. Bu süreçte Ezidilerin Laleş Tapınağına 12 yıl boyunca girmeleri yasaklanır.  Meyan Hatun bu sancılı süreçte kucağına aldığı tek çocuğu ile direnmeye başlar. Meyan Hatun’un kardeşi Mirlik makamına göz diker. Diğer tarafta sürgündeki kocası, Meyan Hatun genç yaşına rağmen bütün bunlara göğüs gerip İngilizlerle yaptığı görüşmeler sonucunda kocası Mir Ali Bey’in sürgünden dönmesini sağlar. Kocası ile birlikte Laleş Tapınağını tekrar geri alır. Laleş tapınağı maddi zorluklara rağmen eski haline getirilir. Lakin düşmanları boş durmaz bir gün Mir Ali Bey’in ziyaretine Müslüman Doski Aşireti lideri Sefer ağa ve adamları gelir. Gece Mirin evinde misafir kalırlar o karanlık gecenin sabahında Mir Ali Bey kendi evinde öldürülür. Bu şupheli ölüm Mirin makamına göz dikenler tarafından Mirin genç hanımı Meyan Hatunu sorumlu tutmaya kadar götürülür. Meyan Hatun baba tarafının bu cinayetle olan ilişkisini korkmadan araştırır.  Kocasının ailesi ve baba tarafı arasında bir seçim yapmak zorunda kalır. Tercihini kocasının ailesinden yana yapar.

Mir Said küçük olduğu için Mir vekaletine ilk defa bir kadın Meyan Hatun atanır.  Meyan Hatun görevi devraldıktan kısa bir süre sonra Müslüman Doski Aşireti reisi Sefer ağanın konağı basılır yaşları küçük çocuklar hariç evde altı kişi öldürülür. Bu olaydan sonra Meyan Hatun Ezidilerin ruhani liderliğine adını yazmaya başlar.

Birinci Dünya savaşının kapıya dayandığı bir dönemde Ortadoğu cadı kazanı gibi kaynamaktadır. Osmanlı impratorluğu topraklarında bulunan gayri Müslümlerin soykırımla karşı karşıya geldiği yıllardır. Meyan Hatun özellikle Serhat Ezidileriyle sürekli irtibat halindedir. Ermeni halkı ile birlikte serhat Ezidileri Kafkaslara çekilir yine Ermenilere Ezidilerin bulunduğu heryerde yardım etmesini sağlar Şengal dağı Ezidiler ve ermeniler için bir lokma ekmeğin bölüşüldüğü yer olur.

Meyan hatun 1. Dünya savaşı boyunca Ezidi toplumunu gerek diplomatik zekâsı ile gerekse bulunduğu ruhani meclis liderliği ile bir arada tutmak için olağanüstü çaba harcar. Oğlu Saidon sekiz yaşına gelip Mir makamına oturana kadar hatta oturduktan sonra bile Mir Meyan Hatun Ezidilerin liderliğini yapmaya devam eder.

1920’li yıllarda İngilizler ve Fransızların öncülüğünde Ortadoğu’da onlarca devlet ortaya çıkar. Ezidilerin yaşadığı topraklar dört parçaya bölünür. Serhat Ezidileri Sovyetler birliği içinde kalır. Ezidilerin Welatê Xalta dedikleri Orta Kuzey Bölgesi yeni kurulan Türkiye cumhuriyeti sınırları içinde kalır. Güney batı Ezidileri Fransızların yönetimi altındaki Kuzey Suriye’de kalır. Ana merkezin olduğu Laleş ve Şengal bölgesi İngilizlerin hâkimiyetindeki Irak’ta kalır. Meyan hatun ve Ezidiler için bu bölünme başlarına gelmiş en büyük felakettir. Ezidi toplumunun parçalandığı bu dönemde ruhani meclisin toplum içindeki çalışmalarıda zora girmiştir. Her yıl dini liderler tarafından yapılan ziyaretler devletlerin tutumundan dolayı imkânsız hale gelir.

Mir Meyan Hatun bu çaresizlik yetmiyormuş gibi İngilizlerin desteğini arkasında alan Hemoyê Şero ve Davudê Davud’un Mirlik makamına göz dikmeleri ile uğraşmak zorunda kalır. Şengal Ezidileri bu süreçte ağırlıklı olarak Meyan Hatuna destek olur. Hemoyê Şero ölmesi üzerine Davudê Davud Suriye’ye kaçar. Ve bu olay böylelikle son bulur.

1944 yılı Meyan Hatun için evlat acısını yaşayacağı yıl olacaktır. Oğlu Mir Said şüpheli bir şekilde ölür Mir makamına gelecek olan torunu Tahsin Bey daha on üç yaşındadır bir kere daha Ezidi Ruhani Meclisi Mir’in vekâletini Meyan Hatun’a verir.

Yaşlı, yaslı bir kadın olan Meyan Hatun bütün hayatı boyunca Ezidi toplumunda örnek bir lider olmaya çalışır.

Maya Hatun, 1913’ten 1956 yılındaki ölümüne kadar, Ezidilerin Mir’i ve Prensesi olarak 44 yıl aralıksız hüküm sürer. Ezidi kadınlarının hafızalarıma tarihi önemde lider bir kadın olarak kazınır.

2014 yılında İŞİD barbarlarının Şengal bölgesine saldırması sonucunda esir alınan binlerce kadın onun direnişçi ruhundan esinlendi. Şengal soykırımı sonrası İŞİD barbarlarının elinden kurtulmayı başaran Nobel ödüllü Nadia Murad, mülteci kaplarında iki üç ay gibi kısa sürede İngilizceyi ileri düzeyde öğrenen Adiba Kasım ve dünyaya Ezidilerin haklarını savunan daha nice isimsiz Ezidi kadın Meyan Hatun’un direnişçi ruhuyla yaşamaya devam ediyor.

8 Mart dünya emekçi kadınlar gününü Ezidi kadınların şahsında kutluyorum.

@iznews agency | Bozan Aksoy

“Düşmanlarımız bizimle savaşır, bizi öldürür ve esir alır. Kadınlarımızı cariye yapıp köle pazarlarında satarlar. Bu her zaman böyleydi. Ama neden kendi Kürt kardeşlerimiz düşmanlarımızı destekleyip ve düşmanlarımızdan çok daha fazla acımasız oluyorlar. ” Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan”

Osmanlı İmparatorluğu’nda 16. yüzyıldan 18. yüzyılın başlarına kadar, Ezidilerin yaşadığı bugünkü Şeyhan “Sancak Dasini” olarak idare ediliyordu. Dasini, tüm Ezidilerin adı ile eşanlamlı olarak kullanılan Şeyhan Beyliğinin eski adıydı. Bu nedenle Ezidi prensleri de Dasini adını kendi adlarında kullandılar.

Ezidilerin tarihine bakıldığında bu kendini gösteren ilk izlenimdir 

Ezidilere karşı dönüşümlü olarak Zerdüşt dinine inanan Persler, Sasaniler ve İslamiyet’in doğuşu ile birlikte Araplar, Moğollar ve Osmanlılar, Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde Kürt Beylikleri özelliklede Mir Bedirhan döneminde başlayan katliamlar zihniyet olarak kimi Kürtler arasında bugünde devam etmektedir.

1820’li yıllar Ezidi Kürtler için soykırımların yoğun bir şekilde uygulandığı yıllardır. Sanmayın ki bu soykırımları sadece devletler yaptı. Ezidilere karşı en büyük soykırımları bir zamanlar Ezidi inancına mensup olup sonradan Müslümanlığı kabul eden Kürtler tarafından yapıldı. Osmanlı imparatorluğu Ezidi inancına mensup Kürtleri Müslüman yapmaya karar verdiğinde Kör Mehmet paşa (Mirê Kor) gibi paşaların önderliğinde binlerce Ezidi erkeği katledip binlerce kadını cariye ve köle yaptı.

Kürtlerin tarihinde önemli bir isyan lideri olan kendiside Ezidi bir aileden gelen Mir Bedirhan önderliğinde yine on binlerce Ezidi öldürülüp Ezidi kadınlar esir pazarlarında satıldı. En ünlü oğullarından biri, daha sonra Kürt milli hareketinde önemli rol oynayan Celadet, Süreyya ve Kamuran Bedirhan’ın babası Emin Ali Bedirhan’dır. Emin Ali Bedirhan’ın annesi ve dolayısıyla adı geçen üç kardeşin büyükannesi, Bedirhan Bey’in kendisine zorla eş yaptığı Ezidilerin Mir ailesinden bir Ezidi prensesiydi.

Ezidilere karşı yapılan saldırıların ardı arkası kesilmedi. İslamiyet’i kabul etmeyenlerin sığınabildiği tek yer dağlar oldu. Ezidiler her katliamda Şengal dağına sığınırdı. 1832’de Soran katliamı sırasında saldırganlar Mir Ali Beyi esir alıp işkence edip, bu işkence altında ona İslam’a geçmesi dayatılır. Ama Mir Ali Bey “Ben reddettim ve dinime sadık kaldım.” Dediği için idam edilir. 

Ezidiler Mir Ali beyin direnişini bir zafer olarak görür. Günümüzde I.Mir Ali Bey saygı ile anılan en önemli Mir’dir. Bu idam olayından sonra katliamlar azalsa da Ezidiler hep tehdit altında yaşamaya devam eder.

1874 senesinde Meyan Hatun doğar babası kısa bir dönem Mir’in vekilliğini yapmış annesi ise Mir Casım Beyin kızıdır. Meyan Hatun on sekiz yaşına geldiğinde II.Mir Ali Bey ile evlenir.

1890’da Osmanlı yönetimi Ömer Vehbi Paşa’yı, Ezidileri İslam’ı kabul etmeye zorlamak için Ezidi dininin merkezi bölgesine gönderdi. Ömer Vehbi Paşa, Hamidiye süvarilerinin liderini ve çok sayıda Müslüman-Kürt aşiretlerini Ezidilere karşı askeri harekâta geçirir.

1891- 1893 yılları arasında Osmanlı denetimindeki Müslüman Kürt saldırganlar ile Ezidi savaşçılar arasında kanlı bir savaş başlar. Ömer Vehbi Paşa, Ezidilerin lideri Mir Ali Bey’e bir ültimatom verir; Ya o ve Ezidiler İslam’a dönecekler ya da öldürülecekler. Saldırganlar Ezidileri kuşatmış hem sayısal hem de askeri açıdan yetersiz donanıma sahip Ezidilerden çok daha üstündür. Mir Ali Bey İslam dinine geçmeyi kabul etmez. Çok sayıda Ezidi aşireti, yaklaşan saldırı ve daha önce Ezidi köylerinde yaşanan katliamların da etkisiyle Müslüman olur. (1800-1920 yılları arasında islamı Kabul eden Kürtlerin neredeyse tamamı hanefi mezhebine geçmiştir)

Ezidilerin kutsal mekanları talan edilir. Kutsal Laleş tapınağına zorla girilir ve işgal edilir. Islam dinine geçmeyi Kabul etmeyenlar kılıçtan geçirilir. Kadınlar cariye alınıp köle pazarlarında satılır. Laleş Tapınağı 12 yıl boyunca Müslüman din adamları tarafından Kur-an öğretilen bir merkez yapılır.

Mir Ali Bey kendisine yapılan korkunç işkencelere rağmen din değiştirmeyi Kabul etmez. Meyan Hatun bu dönemde birkaç sefer düşük yapar. Mir Ali Bey Kuzey Anadolu’ya sürgüne gönderilir. Bu süreçte Ezidilerin Laleş Tapınağına 12 yıl boyunca girmeleri yasaklanır.  Meyan Hatun bu sancılı süreçte kucağına aldığı tek çocuğu ile direnmeye başlar. Meyan Hatun’un kardeşi Mirlik makamına göz diker. Diğer tarafta sürgündeki kocası, Meyan Hatun genç yaşına rağmen bütün bunlara göğüs gerip İngilizlerle yaptığı görüşmeler sonucunda kocası Mir Ali Bey’in sürgünden dönmesini sağlar. Kocası ile birlikte Laleş Tapınağını tekrar geri alır. Laleş tapınağı maddi zorluklara rağmen eski haline getirilir. Lakin düşmanları boş durmaz bir gün Mir Ali Bey’in ziyaretine Müslüman Doski Aşireti lideri Sefer ağa ve adamları gelir. Gece Mirin evinde misafir kalırlar o karanlık gecenin sabahında Mir Ali Bey kendi evinde öldürülür. Bu şupheli ölüm Mirin makamına göz dikenler tarafından Mirin genç hanımı Meyan Hatunu sorumlu tutmaya kadar götürülür. Meyan Hatun baba tarafının bu cinayetle olan ilişkisini korkmadan araştırır.  Kocasının ailesi ve baba tarafı arasında bir seçim yapmak zorunda kalır. Tercihini kocasının ailesinden yana yapar.

Mir Said küçük olduğu için Mir vekaletine ilk defa bir kadın Meyan Hatun atanır.  Meyan Hatun görevi devraldıktan kısa bir süre sonra Müslüman Doski Aşireti reisi Sefer ağanın konağı basılır yaşları küçük çocuklar hariç evde altı kişi öldürülür. Bu olaydan sonra Meyan Hatun Ezidilerin ruhani liderliğine adını yazmaya başlar.

Birinci Dünya savaşının kapıya dayandığı bir dönemde Ortadoğu cadı kazanı gibi kaynamaktadır. Osmanlı impratorluğu topraklarında bulunan gayri Müslümlerin soykırımla karşı karşıya geldiği yıllardır. Meyan Hatun özellikle Serhat Ezidileriyle sürekli irtibat halindedir. Ermeni halkı ile birlikte serhat Ezidileri Kafkaslara çekilir yine Ermenilere Ezidilerin bulunduğu heryerde yardım etmesini sağlar Şengal dağı Ezidiler ve ermeniler için bir lokma ekmeğin bölüşüldüğü yer olur.

Meyan hatun 1. Dünya savaşı boyunca Ezidi toplumunu gerek diplomatik zekâsı ile gerekse bulunduğu ruhani meclis liderliği ile bir arada tutmak için olağanüstü çaba harcar. Oğlu Saidon sekiz yaşına gelip Mir makamına oturana kadar hatta oturduktan sonra bile Mir Meyan Hatun Ezidilerin liderliğini yapmaya devam eder.

1920’li yıllarda İngilizler ve Fransızların öncülüğünde Ortadoğu’da onlarca devlet ortaya çıkar. Ezidilerin yaşadığı topraklar dört parçaya bölünür. Serhat Ezidileri Sovyetler birliği içinde kalır. Ezidilerin Welatê Xalta dedikleri Orta Kuzey Bölgesi yeni kurulan Türkiye cumhuriyeti sınırları içinde kalır. Güney batı Ezidileri Fransızların yönetimi altındaki Kuzey Suriye’de kalır. Ana merkezin olduğu Laleş ve Şengal bölgesi İngilizlerin hâkimiyetindeki Irak’ta kalır. Meyan hatun ve Ezidiler için bu bölünme başlarına gelmiş en büyük felakettir. Ezidi toplumunun parçalandığı bu dönemde ruhani meclisin toplum içindeki çalışmalarıda zora girmiştir. Her yıl dini liderler tarafından yapılan ziyaretler devletlerin tutumundan dolayı imkânsız hale gelir.

Mir Meyan Hatun bu çaresizlik yetmiyormuş gibi İngilizlerin desteğini arkasında alan Hemoyê Şero ve Davudê Davud’un Mirlik makamına göz dikmeleri ile uğraşmak zorunda kalır. Şengal Ezidileri bu süreçte ağırlıklı olarak Meyan Hatuna destek olur. Hemoyê Şero ölmesi üzerine Davudê Davud Suriye’ye kaçar. Ve bu olay böylelikle son bulur.

1944 yılı Meyan Hatun için evlat acısını yaşayacağı yıl olacaktır. Oğlu Mir Said şüpheli bir şekilde ölür Mir makamına gelecek olan torunu Tahsin Bey daha on üç yaşındadır bir kere daha Ezidi Ruhani Meclisi Mir’in vekâletini Meyan Hatun’a verir.

Yaşlı, yaslı bir kadın olan Meyan Hatun bütün hayatı boyunca Ezidi toplumunda örnek bir lider olmaya çalışır.

Maya Hatun, 1913’ten 1956 yılındaki ölümüne kadar, Ezidilerin Mir’i ve Prensesi olarak 44 yıl aralıksız hüküm sürer. Ezidi kadınlarının hafızalarıma tarihi önemde lider bir kadın olarak kazınır.

2014 yılında İŞİD barbarlarının Şengal bölgesine saldırması sonucunda esir alınan binlerce kadın onun direnişçi ruhundan esinlendi. Şengal soykırımı sonrası İŞİD barbarlarının elinden kurtulmayı başaran Nobel ödüllü Nadia Murad, mülteci kaplarında iki üç ay gibi kısa sürede İngilizceyi ileri düzeyde öğrenen Adiba Kasım ve dünyaya Ezidilerin haklarını savunan daha nice isimsiz Ezidi kadın Meyan Hatun’un direnişçi ruhuyla yaşamaya devam ediyor.

8 Mart dünya emekçi kadınlar gününü Ezidi kadınların şahsında kutluyorum.

@iznews agency | Bozan Aksoy

Bugünden