Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni Prof. Dr. Say: Üniversite yıkılıyor, hocaları işten atılıyor

Prof. Dr. Cem Say, Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyelerinin görevden alınmasını “Boğaziçi Üniversitesi yıkılıyor. Hocaları işten atılıyor. Ders vermeleri engelleniyor. Birer birer her gün eksilen bir durumdan bahsediyoruz. O kadar değerli hocalarımız var ki acıklı, garip ve bazı açılardan gülünç bir olay olmaya başladı” diye değerlendirdi.
Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Say, üniversitede rektör atamalarına tepki olarak sürdürdükleri eylemleri ve akademisyenlerin ders vermelerine gelen engelleri Radyo Sputnik’te Ali Çağatay’la Seyir Hali programında anlattı.
Prof. Dr. Say, 2021 Ocak ayından beri süren eylemlerinin sebebini “Özet olarak söylemek gerekirse Boğaziçi Üniversitesi yıkılıyor. Hocaları işten atılıyor. Ders vermeleri engelleniyor. Birer birer her gün eksilen bir durumdan bahsediyoruz. 2021’in başında geceyarısı bir rektör ataması oldu. O günden beri anlatmaya çalışıyoruz. Bu şekilde rektör ataması Anayasamıza aykırıdır. Anayasamızda ‘Cumhurbaşkanı rektörleri seçer ve atar’ diyor ama bir de ‘Üniversiteler bilimsel özerkliğe sahiptir’ diyor. Sözlüğü açıp özerk kelimesinin anlamına baktığımızda görüyoruz ki çok bariz net bir anlamı var. Özerk bir kurumun başına o kurumun hiçbir mensubunun istemediği hatta oylama yapılarak yüzde 95’in ‘Aman sakın, biz bunu istemiyoruz’ diye karar çıkardığı bir kişiyi atayabiliyorsanız o zaman orası özerk olmuyor” diye anlattı.

‘Deprem, yapay zeka konusunu çözsün diye bu insanlara verdiyseniz bir şey bildiklerini varsaymalısınız’

Kanunun 2016 öncesi Anayasa’ya daha uygun olduğu görüşünü belirten Prof. Dr. Say, akademik özerklik konusunda “2016’da değişen kanunumuz Anayasa’nın bu iki hükmüne uygundu. Hocalar kendi aralarında oylama yaparak bir aday listesi oluşturuyordu. Cumhurbaşkanı sonuçta onlardan bir tanesini seçiyordu. Birçok ülkede ve bizde sistem böyledir. Hoş, normalde Japonya’da mesela İmparator ‘Hocalar bu kişiyi seçti. Ben öbürünü atayayım’ demiyor. Bu işi, deprem, yapay zeka konusunu çözsün diye bu insanlara verdiyseniz bir şey bildiklerini varsaymalısınız. Herhalde kendi kurumlarını da en iyi hangilerinin yöneteceğini bilirler. Üniversite özerkliğinin bin yıllık gayet mantıklı birtakım gerekçeleri var. O yüzden bizim Anayasamıza yazmışlar. ‘Buraya da bizimkiler yerleşsin’ şeklinde özetlenebilecek bazı sebeplerden ötürü bu Anayasa çiğnenince bunun yanlış olduğunu ifade etmek gerekti. Aylardır gayet sabırlı ve meşru bir şekilde ifade ediyoruz” diye konuştu.

‘Acıklı, garip ve bazı açılardan gülünç bir olay olmaya başladı’

Prof. Dr. Say, görüşlerini ifade eden akademisyenlerin uzaklaştırıldığını “Şimdi de o ifadeyi edenler birer birer eksiltilmeye başlandı. O kadar değerli hocalarımız var ki acıklı, garip ve bazı açılardan gülünç bir olay olmaya başladı. İzzettin Önder Hoca’nın ders vermesine engel oluyorsunuz. Yaman Barlas Hoca, sistem dinamiği konusunda endüstri mühendisliği hocasıdır. Bu sistem dinamiği denen alanın bir numarası, dünyada bu alanın akademik örgütü geçen ay kendisine yaşam boyu başarı ödülü vermiş. Bu konuda öğrencilere ders verecek. Ders vermesi engelleniyor. Başka yerlerden paraşütle getirilen dekanlar dahil olmak üzere fakülte kurulu ‘ders versin’ diyor ama daha yukarıdan tamamen benim anlattığım nedenlerden ötürü engelleniyor” diye konuştu ve ekledi:
“Fizikçi Alpar Sevgen Hoca, var. Dünya çapında Nobel Fizik Ödülü verilirken Alpar Hoca’ya soruyorlar. 50 senedir çalıştığı kendi okulunda kozmoloji dersi veremiyor. Kozmoloji dersini kim verecek şimdi? Sumru Özsoy, Türkiye’nin dilbilimi duayeni ve bölümün kurucusudur. İşaretin de bir dil olduğu ve gramer kurallarına sahip olduğu üzerinde çalışıyor. Ubıhça diye bir dil var, son konuşan 1992’de ölmüş. Ölmeden önce onun gramerini çözmüş. Üstelik bu emekli hocaların ders vermelerinde onlara o kadar az bir para veriliyor ki para meselesi olmadığı da bellidir. Taksiyle gidip gelseler o masrafı karşılamaz, üniversite iyi bir yer olmaya devam etsin diye. Bütün çaba bu yüzdendir. Başında anlattığım özerklik çabası da bu yüzden ama başka öncelikler olunca iş değişiyor.”

‘Türkiye’nin ne kaybettiğinin farkında olduğundan çok emin değilim’

Türkiye’nin kısa vadede büyük zarar gördüğünü ifade eden Prof. Dr. Say, kalifiye gençlerin yurtdışına gitmek istediğini “Kısa vadede büyük bir zarar görülüyor. Türkiye’nin bir dakika bile kaybetmemesi lazım çünkü öbür ülkeler böyle saçmalıklarla kendi ayaklarına sıkarak vakit kaybetmiyorlar. Onlar ilerliyorlar. Türkiye’nin öğrencileri zaten Türkiye’nin ne hale geldiğini gördüklerinden kalifiye gençler bir an önce Türkiye’yi terk etmek istiyorlar. O yüzden bu zararın anında düzeltilmesi lazımdır. Bunu yapanların da anlaması lazımdır. Uzun vadede bin yıl sonra fark edilir. Tarihe ne kadar geçeriz bilmiyoruz ama akademi tarihinde pek olan bir olaydan bahsetmiyoruz. Hocaların her öğlen bunu yapması, ileriki kuşaklar bunu okuyacak ama kısa vadede Türkiye kan ağlıyor. Türkiye’nin ne kaybettiğinin farkında olduğundan çok emin değilim” diye aktardı. Sputnik