Bitlis İl Kültür Müdürlüğü Kürt Miri Şerefhan’ı Acem olarak tanıttı

Bitlis İl Kültür Müdürlüğü’nün resmi web sitesinde ünlü Kürt Miri Şerefhan, Acem asıllı olarak tanıtıldı.

Bitlis İl Kültür Müdürlüğü’nün web sitesinde Bitlisin Yetiştirdiği Önemli Şahsiyetler bölümünde, ünlü Kürt miri ve tarihçisi Şerefhan ile ilgili, “V. Şeref Han, Şaraf Al-Din, Şaraf Han, B. Şams Al-Din gibi değişik isimlerle anılan V. Emir Şeref Han; 1220 – 1650 yılları arasında Bitlis’te hüküm sürmüş olan Şerefhanlar sülalesinin bir mensubudur. Asılları Acem olup, soyları İran Kralı Kisra’ya dayanmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Bitlisli araştırmacı yazar Nimetullah Atal, Twitter hesabından ilgili bölümün fotoğrafını paylaşarak, Kürt tarihinin çarpıtıldığını belirtti.

Şerefhan’ın büyük bir gururla Kürtlüğünü dile getirdiğini belirten Nimetullah Atal, şu ifadeleri kullandı:

“Kürt Tarihi Nasıl Çarpıtılıyor? (Bitlis Kültür Turizm Müdürlüğü, Resmi Sayfasından) Şerefxanê Bedlîsî, Şerefname’de Kisra Krallarının soyundan olan  İzzeddin ve Diyaeddin kardeşlerden söz etmektedir. (Sasani) Sasaniler arasında Kürtlerde var. Örneğin: Behram Çubin (MS 590-591). İzzeddin ve Diyaeddin kardeşler büyük Rojkan aşiretinin başına geçiyor. İzzeddin (Bitlis) Diyaeddin (Sason-Hezo) bölgesinin hükümdarı oluyor. Rojkanlılar Gürcü Kralı IV. Davit’in egemenliğine son veriyorlar. (1073-1125)

Şerefxan büyük bir gururla Kürtlüğünü dile getirir. Yazmış olduğu ‘Şerefname’ isimli eser ‘Doğu Anadolu’nun’ tarihini anlatmamakla beraber o dönem böyle bir tabir yoktur. Kitabında kendi ifadesiyle büyük gururla anlattığı Kürdistan Kralları ve Hükümdarlarının soylu aileleri ve hükümdarlık dönemlerine ait bilgiler içerir.”

Bitlis Hükümdarı Şerefhan ve Osmanlı Padişahı III.Murad’ın karşılıklı olarak Kelime-i Şehadet getirmekte oldukları bir minyatürü paylaşan Atal, Şerefhan ile ilgili kullanılan “af edildi’ böyle bir tabir doğru olmadığı gibi ‘küçümseyicidir.’ Karşılıklı bir antlaşma var. (Bitlis sınırlarını genişletmiştir.)” dedi.

Kürtlere yönelik bu tahammülsüz tutumun cehalet ve nefretten öte bir şey olmadığını kaydeden Atal, “Onlarca personeli olan bir kurumda Şerefname okuyan tek bir insan olmaz mı?” siteminde bulundu.

Safevi topraklarına zorunlu göç: Ulama Paşa – Mir Şeref Han arasında yaşanan savaş

Ulama Han, Azerbaycan valisiyken 1530’larda Bitlis’e saldırmış ve Şeref Han tarafından ordusu ağır yenilgiye uğratılmıştır. Ulama Paşa, Osmanlı ve Kürt beylerinin desteğini alarak iki yıl sonra Bitlis’e tekrar savaş açmıştır. Şerefhan’a ‘destek olma sözü’ verenler savaş meydanında kendisini yalnız bırakmıştır.

Ulama, Mahmudi ve Davudi Kürt beylerini saflarına çekerek Şeref Han’ın komutasında bulunan Rojki Kürt’lerine büyük bir kin ve öfkeyle saldırmıştır. Kürtlerin savaş meydanında ihanetine rağmen, Şerefhan komutası altındaki orduya geri çekilme emri vermemiş ve savaş meydanına inmiştir.

Rojki Kürtleri ağır bir yenilgi alırken, Şerefhan’ın mübarek başı Ulama Paşa tarafından kesilmiştir.

Bitlis’e yönelik saldırı da Ulama Paşa’ya yetki ve destek veren Pargalı İbrahim Paşa’dır. Bu paşanın entrikaları sonucu Bitlis’in bir çok yapısı yıkıma uğramıştır. Kendisi bu olaydan bağımsız olarak Kanuni Sultan Süleyman tarafından boğdurulmuştur. Özellikle Kürt mülkü olan Bitlis Kalesi büyük zarar görmüş; Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar onarılmıştır.

Şerefiye Külliyesi Bitlis Hükümdarı, Mir Şemseddin’in babası Şerefxane Bedlisi’nin ise dedesi olan IV. Şerefhan tarafından yaptırılmıştır. Kendisi Mir Şemseddin’in babası, Şerefhaê Bedlisi’nin ise dedesidir.

Türkmen olan Ulama Paşa, iki yıl sonra Osmanlı’nın desteğini alarak Hizan-Tatik’te Rojki (Bitlis Hükümdarlığına) karşı savaşarak Bitlis’i istila etmiştir.

Mir Şemseddin’in, Safevilere sığınmasını açacak olursak; Mir Şeref Han, Tatik ovasında yapılan savaşta hayatını kaybedince yerine oğlu Mir Şemseddin tahta geçmiştir. Kanuni Sultan Süleyman Bitlis Beyliği’ne karşılık Mir Şemseddin’e Malatya ve Maraş’ın mülkiyetini takas etme teklifinde bulundu. Mir Şemseddin takas önerisine sıcak baktı Rojkan Meclisi ise reddetti. Rojkan Meclisi’nin ileri gelenlerinden Mahmud İmadan, Mir Şemseddin’e dönerek ”Meşru haklarımız,tarihimiz ve mülkümüz elimizden alınırsa biz Rojkanlılar için yaşamanın ne anlamı kalır?” diye itiraz ettiler. Pargalı İbrahim Paşa’nın tuzak kurduğunu ilettiler.Bunun üzerine Rojkan Meclisinin ileri gelenleri Pargalı İbrahim Paşa’nın öldürülmesi için Mir Şemseddin’den onay istediler. Mir Şemseddin, Ulama Paşa’nın ‘düzenbaz’ olduğunu meclise söyleyerek Pargalı’nın ölümüne onay vermemiştir. Meclis yeni bir öneri sunmuştur..

Sason Hükümdarı Mir Süleyman, Mir Şemseddin’e ”Malatya’ya gitme, Rumlara güven olmaz. Allah korusun sen ölürsen, Bitlis Hükümdarlığının soyu kesilecektir.” Mir Şemseddin tüm bu tavsiyelerle beraber İran’a geçmiş ve ömrünün sonuna kadar orada yaşamış ve Qazvin’de ölmüştür.

Şerefxanê Bedlîsî, babasının ülke özlemi içinde hasret ve kederle yaşamını yitirdiğini belirtmiştir. Aşağıdaki şiiri, babasına yazmıştır…

“Geçip gitti o bu geçitten

Bu yoldan geçmeyen kim var ki?

Yokluğa gider yolu, her var olanın

Ve kılıç afetinden kurtulamayacak o

Ebedi cennet olsun onun anma yeri

Allah’ın Sarayında olsun, onun geniş yeri.”

Şerefhan Bitlisi kimdir?

Şerefhan Bitlisi, 25 Şubat 1543 yılında Mir Şemseddin’in oğlu olarak İran’ın Kerehrud şehrinde dünyaya geldi. Çocukluk yılları Safevi devletinde geçen Şerefhan, Şah Tahmasp’ın sarayında şahın çocuklarıyla beraber eğitim aldı.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Safevilere sığınmak zorunda kalan Babası Mir Şemseddin, Safeviler tarafından büyük bir saygı ve hürmetle karşılanıp kendisine büyük değer verilmiştir.

Ülkesinden ve toprağından uzak olmanın hasretiyle büyüyen Şerefhan, babasının ölümünden sonra mülkü olan Bitlis’e dönmek istedi. Çocukluk yıllarında iyi eğitim almasından ötürü genç yaşta önemli devlet görevlerinde bulunarak vali olarak atanmıştır. 1522 yılında Şah Tahmasp’ın meclisine girip sarayda yaşamıştır. Kendisi aynı zamanda iyi bir ressam ve minyatür ustasıdır.

Geylan bölgesinde, Sultan Haşim’e karşı kazandığı savaş, Şerefhan’ın önünü açtı. Şah tarafından, Nahçıvan Valisi olarak atanarak, Nahçıvan mülkünün yegane yetkilisi oldu. Bu görevde bulunduğu sırada Safevi Sultanı, Şah Tahmasp hayatını kaybetti ve Safevilerde iç karışıklık meydana geldi. Yaşanan bu iç karşılıklık Şerefhan’ın ülke topraklarına dönmesi için iyi bir fırsat oldu.

Bu esnada Sultan III.Murad tarafından kendisine Bitlis mülkünün iadesini içeren bir mektup gönderildi. Şerefhan, beraberinde yüzlerce Rojkanlı aile ile atalarından kalma Kürt mülkü olan Bitlis’e geri döndü. Van beylerbeyi Hüsrev Paşa, kendisini Van’da büyük bir ilgi ve saygıyla karşıladı.

Eserleri;

Şerefhan’ın Kürt tarihini anlatan ünlü Şerefname eseri Kürt Tarihi, İran Tarihi ve Osmanlı Tarihi olmak üzere üç ciltten oluşmaktadır. Kürt Tarihini anlatan Şerefhan daha çok Kürt hükümdarların ve soylu ailelerin yaşamı üzerinde durmuştur. Yazmış olduğu bu kitap Kürt tarihinin en önemli eserlerinin başında gelir.

Şerefhan, Bitlis’e döndükten sonra tahta geçer geçmez eğitim faaliyetlerine önem verdi. Bu bağlamda Bitlis’te önemli medreseler inşa ettirdi. Bu eserlerini anlatırken, “Yüce Allah’a muhtaç fakir kulun eseridir” diye başlar.

İhlasiye Medresesi bu eserlerden bir tanesidir. ‘Bilim Yuvası’ olarak ifade etmiştir. Bununla birlikte inşa ettiği 4 Medrese Kürt mimarisinin en güzel örnekleridir.

Şerfhan, Şerefname’de inşa ettirdiği medreseler için, “Şemsiye Külliyesi etrafında 5 tane Medrese inşa ederek hizmete soktum. İhlasiyye, İdrisiyye, Şükrüyye, Hatibîyye, Hacibegiyye adlarıyla isimlendirdiğim bu medreselerin başına Mewlana Hidir Bîbî, Şeyh Şemseddin Mevlana Muhammed Şêrnasî Hazretleri, Mevlana Muhammed Zirkî, Mevlana Ebdirrehman (Melayê Reşik) gibi yüksek derecede bilgi sahibi olan bu şahsiyetleri getirttim” ifadelerini kullanmıştır.

Bitlis’i Kürtler için köklü bir eğitim yuvası haline getiren Şerefhan’ın inşa ettiği medreselerin etkileri 1900’lerin başlarına kadar sürmüştür.

1655’de Bitlis’i ziyaret eden Osmanlı Seyyahı Evliya Çelebi (O dönem Bitlis Hükümdarı, Şerefxanê Bedlîsî’nin torunu Abdal Han’dır) bu medreseler için, “Der Beyân-ı Cevâmi’hâ-yı Şehr-i Bitlîs-i Kürdistan”, ”Bitlis’teki alim, hafız ve feqîlerin Kürdistan’da en iyileridir” tarifinde bulunmuştur.

Şerefhan’ın Kürtlerle ilgili bu ‘övücü’ metinleri milliyet bağlamında duygu ve düşüncesinin dışa vurumudur. Ona göre “Kürd’e ulaşmak mertliğe erişmektir.”

Şerefhan’ın şu şiiri, “Ey Cem! Cilvelerden ve gösterişlerden arı ol, Temiz ruhlu olanların ayaklarında toz ol, ulaşabilirsen şayet bu toz sayesinde herhangi bir Kürd’e, mağaralarda yaşayan bir Kürde, mertliğe ermiş olursun sen de!” halkına karşı olan milli duygularının ifadesidir.