Beyrut patlamasında tanıklar anlatıyor

Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta, şehir merkezi yakınlarındaki liman bölgesinde öğle saatlerinde meydana gelen patlamaya, limanda depolanan 2.750 ton amonyum nitratın neden olduğu açıklandı. Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, bu kadar büyük miktarda tehlikeli maddenin 6 yıl boyunca güvenlik önlemleri alınmaksızın limanda depolandığını belirtti ve bunun kabul edilemez olduğunu söyledi. ..Lübnan Sağlık Bakanı patlamada en az 78 kişinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 4 bin kişinin yaralandığını, çok sayıda kişinin hala kayıp olduğunu açıkladı. Kurtarma çalışmalarının sürdüğünü bildiren Kızılhaç örgütü, bazı kişilerin binalarda ve evlerinde mahsur kaldığını açıkladı.. (© Marwan Tahtah/APA Images via ZUMA Wire - Depo Photos)

Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamanın ardından can kayıpları yükselmeye devam ediyor. Patlamanın tanıkları ilk şoku atlattıktan sonra yaşadıklarını anlattı: “Yüzlerce insan saniyeler içinde evlerini kaybetti, yaşadıkları yerler cam ve enkaz yığınlarına dönüştü.”

Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta dün meydana gelen ve en az yüz kişinin ölümü, 4 binden fazla kişinin de yaralanmasına yol açan patlamadan sonra ülkede üç günlük yas ilan edildi. Bazı görgü tanıkları, kentte büyük yıkıma yol açan ve 240 km uzaklıktaki Kıbrıs’ta bile hissedilen patlama için “Atom bombası gibiydi” dedi.

BBC Türkçe‘nin haberine göre Mahrouhie Yerganian adlı 73 yaşındaki bir emekli öğretmen, “Etrafımızdaki tüm binalar yıkıldı. Bu ülkede her şeyi yaşadım. Ama hiç böyle bir şeye tanık olmadım. 1975-90 yılları arasındaki iç savaşta bile böyle bir şey görmedim” diye konuştu.

Kilometrelerce uzaklıktaki evlerin camlarını kıran, arabaları havaya uçuran ve kenti savaş alanına çeviren patlamadan sonra kentte büyük bir kaos yaşandı.

Kentin üzerini büyük bir duman ve toz tabakası kaplarken, patlamaları ne olduğunu anlamaya çalışan insanların çığlıkları ve sirenler izledi.

Walid Abdo adlı bir öğretmen, “Nükleer patlama gibiydi” dedi.

Beyrut’taki BBC muhabiri Rami Ruhayem, ülkenin derin bir ekonomik krizden geçtiği bir dönemde, koronavirüs salgınının ortasında yaşanan felaket için “Patlama daha kötü bir zamanda olamazdı” diye konuştu. Ruhayem, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Sirenler çalıyor, ambulanslar tıkanan trafikte patlamanın olduğu bölgeye ilerlemeye çalışıyordu. Yüzlerce insan saniyeler içinde evlerini kaybetti, yaşadıkları yerler cam ve enkaz yığınlarına dönüştü.”

“ARABALARIN, DÜKKANLARIN EVLERİN ÜZERİNE CAM KIRIKLARI YAĞDI”

BBC’ye konuşan Hadi Nasrallah adlı bir görgü tanığı da şunları söyledi: “Alevleri gördüm. Daha patlama olmamıştı. Hemen içeri girdik. Patlamadan sonra birkaç saniye hiçbir şey duyamadım. Kulaklarım sağır olmuştu. Sonra arabaların, dükkanların, evlerin üzerine cam kırıkları yağmaya başladı. Beyrut’un her yerinde insanlar birbirlerini arıyorlardı. Herkes; kilometrelerce uzaklıktaki insanlar bile aynı şeyi anlatıyordu, kırılan camlar, sarsılan binalar ve şiddetli bir patlama. Şoke olmuştuk. Çünkü genelde bir patlama olunca sadece bir bölgede bunlar yaşanırdı. Ama bu sefer tüm Beyrut, hatta Beyrut’un dışındaki yerlerde de aynı şeyler oldu.”

Sunniva Rose adlı bir gazeteci ise yerel saatle 18.08’de meydana gelen patlamadan sonraki kaos anını şöyle anlattı: “Akşam arabamla Beyrut’a gelirken hava daha aydınlıktı. Bir anda kaos başladı. Tüm caddeler cam parçalarıyla, molozla kaplandı. Binalar çöktü. Limana vardığımda asker bölgeyi kapatmıştı. İkinci bir patlama tehlikesine karşı bizden buradan uzak durmamızı istediler. Hava kararmıştı ve kentin üzerinde hâlâ dumanlar yükseliyordu. Tüm şehir karanlıkta kalmıştı. İnsanlar kanlar içindeydi. Sokaklarda yürümek imkansızdı. Elindeki ilk yardım çantasıyla dışarı fırlayan bir doktor, 86 yaşındaki bir kadının yaralarını sarıyordu.”