Berivan Aslan: Kürtler Avrupa’nın “güvenlik” sorununu üstlenip, IŞİD’e karşı canla başla savaştı

“Avusturya IŞİD’li vatandaşlarını geri alma mecburiyetinde, bunu istese de istemese de” diyen Berivan Aslan iznews‘in sorularını yanıtladı.

Siyasal Bilimler ve Hukuk fakültesi mezunu olan Berivan Aslan 2013 yılında Yeşiller milletvekili olarak Avusturya parlamentosuna seçildi. Aslan, parlamentoda kadın sözcüsü ve tüketici hakları sorumlusu. Ayrıca Avusturya Federal Parlamentosu’nda seçilmiş ilk Kürt. Kendisiyle Suriye, Kürtler ve Avusturya politikasını konuştuk.

Röportaj: Zagros Çetinkaya

Son yıllarda gündemde olan Berivan Aslan’ı merak ediyor. Kendinizden biraz bahseder misiniz?

Avrupa’da büyümüş göçmen bir ailenin çocuğuyum. Innsbruck Üniversitesinde hukuk ve siyasal bilimler okudum, doktora sınavlarım için kısa bir Amerika’ya gidip geri döndüm. Öğrencilik yıllarımda çeşitli Avrupa projelerinde, hukuk ve sosyal danışmanlık merkezlerinde ve Siyaset Bilimi fakültesinde asistan olarak çalıştım. Mahkemede görevliyken, parti üyesi bile olmadan Yeşiller Partisi için Avusturya Ulusal Parlamentosuna seçildim ve milletvekili oldum. Yeşillerin Kadın Kolları başkanıydım. Şuan hayatımı Viyana Ekonomi ve İşletme Üniversitesinin, Hukuk fakültesinde akademisyen ve politikacı olarak sürdürüyorum.

“Güçlünün değil, mağdurun, ezilenin ve emekçinin yanında tarih yazmak istedim”

Neden mahkemeden milletvekilliğine?

İzlandalı olarak doğsaydım, belki hakim ya da savcı olmak bana daha cazip gelebilirdi fakat Kürt olarak doğmuştum. Meclis, benim gibi Milletvekillerine “6 hafta bir evde kahvaltı yapma fırsatı” demekti. Mahkeme ise, daha fazlası “özel vakit ve yaşam kalitesi“ demekti. Ben zor olanı seçtim ve olan bitene sessiz kalmayıp, sorumluluk üstlenmek istedim. Orta Avrupa’da Ulusal Parlamento’ya giren ilk Kürt milletvekiliydim, beklentiler yüksekti, dolayısıyla yüküm oldukça ağırdı.

Neticede avukatsız bir halkın bireyi olarak, kendimi buna mecbur hissettim.

Bir gün yaşlanırsam ve bana “onca vahşet yaşanırken, sen ne yaptın diye sorduklarında” insanların yüzüne bakabilecek bir yüzüm olsun istedim. Özgürlükler, demokrasi ve onurlu bir yaşam için onca suçsuz yere öldürülen, göç ettirilen, açlık grevlerinden, işkencelerden geçen ve hala mücadele eden insanlara boynumun borcu olduğu için konfor alanımı terk ettim. Güçlünün değil, mağdurun, ezilenin ve emekçinin yanında tarih yazmak istedim.

Avrupa’da etnik kökenli bir siyasetçi olarak, Avusturya siyasetinde farklı bir misyonunuz olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet, çünkü biz artık bir patchwork-kimliğiyiz (avrupalı, kürt, türk, alevi, ermeni, vs.) ve çağdaş bir global dünyanın bireyleriyiz. Neoliberal ve sağcı politikalar gittikçe güçleniyor ve buna karşı mücadele edebilmek için, özelikle bu kimliklerin temsiliyeti Avrupa siyasetinde kaçınılmazdır.

Hangi alanda?

Her alanda, çünkü global bir dünyada her şey birbiriyle bağlantılı.

Avusturya, Türk vatandaşlığı konusunda çifte vatandaşlığı kaldırmayı düşünüyordu, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Avusturya’da zaten çifte vatandaşlık, birkaç istisna hariç yasaktı.

“Türkiye ile Avusturya ilişkileri eskiye göre çok daha iyi”

Avusturya politikasının Türkiye’ye ve Suriye’ye bakışı nasıl?

Avusturya hükümeti, sağ-muhafazakar bir hükümettir. Birçok AB hükümetleri gibi, kendi çıkarları doğrultusunda davranır. Türkiye ile diplomatik ilişkileri eleştirilerinden ve birçok kararnamelerinden dolayı kötüydü. Yeni hükümetin sağ ve ırkçı partiden atanmış Dışişleri Bakanı ile Çavuşoğlu görülmemiş bir diyalog içersin de.

Ne gibi bir diyalog? 

Ne gibi bir diyalog sorusuna detaylı olarak giremem, fakat ilişkileri çok daha iyi eskiye göre.

Suriye’den Avusturya’ya gelen mültecilerin entegrasyonu ve Avusturya halkının yaklaşımı nasıl?

Halk maalesef sağ popülistler tarafından çok ama çok kışkırtıldı, bunu sağcı medyalar üzerinden başardılar. Mültecilere bakış biraz daha hümanist olabilirdi, neticede savaş çıkaran mülteciler değil, baştaki siyasetçiler ve aktörlerdi.

Sağ politikası, ülkenin mülteci politikasını felç etmiş bir durumda. Avusturya tarihinde görülmemiş ret ve geri dönüş vakaları var. Suriyeliler biraz daha iyi bir konumda fakat yine de mağdurlar.

“Suriye’den çekilmek Amerika’nın değil Trump’ın kararı”

Amerika’nın Suriye’den çekilme kararı ve Türkiye’nin Menbiç operasyonu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Amerika’nın değil, Trump’ın kararı gibi gözüküyor. ABD Başkanı Trump’ın bir tüccar olduğunu unutmamız lazım dolayısıyla bir siyasetçi gibi düşünmesini bekleyemeyiz. Bu yüzden onun için ekonomik kar ve ekonomik ortaklık içerisine girebilecek adımlar daha çok öncelik taşıyacaktır.

Bunun dışında farklı spekülasyonlar var. Tek yönlü analiz yapmamız doğru olmayabilir. Suriye savaşı Trump için karlı bir savaş olmayabilir. Rusya karşısında ezik bir tutum gösteren Trump zora sokulmuş olabilir. Hata Trump’a Rusya’yla olan ilişkisinden dolayı bir soruşturma bile açılmış durumda.

Bugün Türkiye Kürtlere saldırırsa, Türkiye ekonomik olarak mahvolur dedi, yarın bu karar değişebilir. Durup beklemek lazım.

Birçok ülkenin gündeminde, Kürt güçleri tarafından tutulan IŞİD’lilerin ülkelerine teslim edilip edilmeyeceği tartışılıyor. Avusturya’nın bu konuya yaklaşımı nasıl? 

Yasal olarak Avusturya kendi vatandaşını geri alma mecburiyetinde, bunu istese de istemese de. Bu konuda ülke olarak sorumluluğunu yerine getirmek zorunda.

Kürtler Avrupa’nın “güvenlik” sorununu üstlenip, IŞİD´e karşı canla başla savaştı, maddi ve siyasi destek konusu da yetersizdi.

Afrin’de bile sessiz kalmasının sebebi çıkarları doğrultusunda hareket ettiklerinin göstergesiydi.  IŞİD aileleri ve çocukları da yasal çerçeve içersin de ne yapılması gerekiyorsa yapmak zorundadır.

Düşündüğünüz, gerçekleştirmek istediğiniz proje veya yasa tasarısı var mı?

Çok var, hata birçok alanda. Yoksulluk, kadın politikası, adalet, barış politikası vs. alanlarında. Son iki yılda çok fikir topladım kafamda.

Ben projeleri gerçekleştirdikten sonra üzerine konuşmayı tercih ediyorum. Vaat ve söz verip, sonra gerçekleştirmeyenlerden olmak istemiyorum.

@iznewsagency

İlgili Haberler