19.5 C
İstanbul
Pazar, Mayıs 16, 2021

Amerikan basını: Biden ilk telefon görüşmesinde Erdoğan’a “Ermeni soykırımını tanımayı düşündüğünü” söyledi

20 Ocak’ta ABD Başkanlık koltuğuna oturan Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilk görüşmesinde “1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak tanımayı düşündüğünü” söyledi.

Telefon görüşmesinden bir gün önce Reuters haber ajansı ile ABD’nin önde gelen medya organlarından Wall Street Journal, New York Times ve Washington Post gazeteleri; ABD yönetimine dayandırdıkları haberlerinde, Biden’ın 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanıyacağını duyurmuştu.

Biden’ın göreve gelmesinden üç ay sonra iki lider arasında Cuma akşamı gerçekleşen ilk telefon görüşmesinde bu konunun gündeme gelip gelmeyeceği de merakla bekleniyordu. Ancak ne Washington’dan ne de Ankara’dan yapılan yazılı açıklamalarda buna dair bir detay yer aldı.

Bir süre sonra Amerikan medyasına, Amerikan tarafından görüşmeye ilişkin ayrıntılar sızdırıldı.

Buna göre Biden, Erdoğan’a, 1915 olaylarını “Ermeni soykırımı” olarak tanıyacağını söyledi.

Haberi ilk duyuranlardan Bloomberg, “Görüşmeye yakın bir kaynağa göre Başkan Biden, Cuma günü Türk mevkidaşı Erdoğan’a, Osmanlı Devleti tarafından 1915’te Ermenilerin katledilmesini soykırım olarak tanımayı planladığını söyledi” ifadeleriyle haberi paylaştı.

CNN ise “görüşmeye yakın bir kaynağa” dayandırdığı haberinde telefon görüşmesinin “gergin geçtiğini” belirtti.

Reuters haberinde, telefon görüşmesine yakın bir Amerikalı kaynağın ifadelerine yer verildi. Habere göre, kaynak, “Biden, Erdoğan’a 1915’te Ermenilerin Osmanlı Devleti tarafından katledilmesini soykırım olarak tanıma niyetini söyledi” dedi. Reuters, Biden’ın 24 Nisan’da 1915 anması için yayımlayacağı mesajda “soykırım” ifadesini kullanacağını da yazdı.

ABD Başkanları bugüne kadar, Bill Clinton’ın görevde olduğu 1993 yılından bu yana her yıl 24 Nisan’da 1915 olaylarının yıldönümü için yaptıkları yazılı açıklamalarda, “Meds Yeghern” yani “Büyük felaket” ifadesini kullandı.

İlk açıklama Beyaz Saray’dan geldi

Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamada “Başkan Joseph Biden bugün Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü; daha fazla alanda işbirliği yapılması ve mevcut anlaşmazlıkların etkili bir şekilde yönetilmesi kapsamında yapıcı bir ikili ilişkiye verdiği önemi ifade etmiştir.” denildi.

İki liderin Haziran ayındaki NATO zirvesinde bir araya geleceği de açıklamada yer aldı:

“Liderler Haziran ayındaki NATO zirvesi marjında ikili bir görüşme gerçekleştirmeye ve ikili ve bölgesel konuları etraflıca ele alma konusunda mutabık kaldı.”

NATO zirvesi 14 Haziran’da Brüksel’de gerçekleştirilecek.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan bir süre sonra yapılan açıklamada da, “Liderler, ikili ilişkilerin stratejik doğası ve karşılıklı çıkar ilişkileri temelinde işbirliğinin genişletilmesi amacıyla birlikte çalışmanın önemi hususlarında mutabık kaldı.” ifadeleri yer aldı:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün ABD’deki varlığı ve ABD’nin Suriye’de PKK-PYD terör örgütüne verdiği destek gibi konuların çözüme kavuşturulmasının, Türk-Amerikan ilişkilerinin daha ileri seviyelere taşınması için önemli olduğunu ifade etti.

Bu açıklamaların ardından Türk Dışişleri Bakanlığı da, “Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Joe Biden’la yaptığı telefon görüşmesindeki hususların takibi amacıyla mevkidaşı Antony Blinken’la telefonda görüştü.” açıklaması yaptı.

İki lider ilk kez 14 Haziran’da Brüksel’deki NATO zirvesi marjında görüşecek

Ankara’dan yapılan açıklamada da liderlerin NATO zirvesi marjında ilk ikili görüşmelerini yapacağı belirtildi.

Beyaz Saray’daki yönetim değişiminin ardından iki ülke Dışişleri Bakanları, Antony Blinken ve Mevlüt Çavuşoğlu da ilk görüşmelerini Brüksel’de 24 Mart’taki NATO toplantısı marjında gerçekleştirmişti.

Erdoğan ve Biden’ın telefon görüşmesi, Biden’ın Beyaz Saray’da göreve başladığı 20 Ocak’tan bu yana bekleniyordu. ABD Başkanları’nın görev süresinin ilk 100 gününde telefon görüşmesi yaptığı ya da bir araya geldiği liderler, sembolik önem taşıyor.

29 Nisan Perşembe, Biden’ın görevdeki 100. günü olacak.

Biden’ın ‘Ermeni soykırımı’ ifadesi kullanacağı iddiaları açıklamada yer almadı

Telefon görüşmesinden bir gün önce Reuters haber ajansı ile ABD’nin önde gelen medya organlarından Wall Street Journal, New York Times ve Washington Post gazeteleri; isimsiz şekilde kendilerine bilgi veren bir Amerikalı yetkiliye dayandırdıkları haberlerinde, Biden’ın 1915 olaylarının anma günü olan 24 Nisan’da yapacağı açıklamada “soykırım” ifadesini kullanabileceğini duyurdu.

Telefon görüşmesinde bu konunun gündeme gelip gelmeyeceği de merakla bekleniyordu. Ancak ne Washington’dan ne de Ankara’dan yapılan açıklamalarda buna dair bir detay yer aldı.

Aynı gün Kalın ve Sullivan da görüştü

Erdoğan ve Biden’ın telefon görüşmesi öncesi Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan le telefonda görüşmüştü. Bu, kalın ve Sullivan’ın ilk görüşmesi değil. Hem Kalın ve Sullivan hem de Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Antony Blinken da daha önce telefonla görüşmüş ve Washington’daki yeni yönetim döneminde iki ülke arasında üst düzey iletişimi başlatmıştı.

Kalın ve Sullivan’ın görüşmelerinde Suriye, Libya ve Irak’ta yaşanan gelişmelerle birlikte Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 füze savunma sistemleri de gündeme geldi. Türk Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü “S-400 ve F-35 gibi konuların yapıcı bir angajmanla çözüme kavuşturulması için ortak çaba sarf edilmesinin önemi vurgulandı.” ifadeleri yer aldı.

21 Nisan Çarşamba günü, Anadolu Ajansı, ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, Pentagon’un Türkiye’ye F-35 programından resmi olarak çıkarıldığına dair bildirimde bulunduğunu duyurdu.

Kalın’ın açıklamasında “Türkiye’nin PYD, PKK, DAEŞ ve FETÖ dahil her türlü terör gruplarına karşı, ayrım gözetmeksizin kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiği noktasında hassasiyeti ve kararlılığı ifade edildi.” sözlerine de yer verildi.

Çavuşoğlu’nun mevkidaşı Blinken ile ilk telefon görüşmesi de, Blinken’ın bakanlığının ABD Senatosu tarafından onaylanmasından üç hafta sonra, 15 Şubat’ta gerçekleşmişti. Bu görüşmeden sonra Blinken Twitter üzerinden yaptığı açıklamada “Doğu Akdeniz’de gerilimin düşürülmesine dönük çabalarda işbirliğinin sürdürülmesini umut ettiğini” duyurmuştu. Aynı gün Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’la da telefon görüşmesi yaptı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Çavuşoğlu-Blinken telefon görüşmesi için “Blinken, Türkiye’de demokratik kurumların, kapsayıcı yönetim ve insan haklarına saygının önemini vurguladığı” açıklaması yapmıştı.

ABD ile Türkiye arasında uzlaşmazlık alanları neler?

Biden ve Erdoğan’ın ilk telefon görüşmesinin ardından yapılan yazılı açıklamaların ikisinde de, ilişkilerin daha yapıcı bir ortamda geliştirilmesine ve uzlaşmazlık alanları üzerine yoğunlaşmaya vurgu yapılıyor.

Peki telefon görüşmesinin ancak üç ay sonunda gerçekleşmesine de yol açan bu alanlar hangileri?

2008-2016 arasında iki dönem ABD Başkanı olan Barack Obama’nın son döneminde başlayan sorunlardan ikisi, Gülen yapılanması ve ABD’nin YPG’ye verdiği destek, bugün de Türkiye’nin sıklıkla dile getirdiği uzlaşmazlık alanlarından.

Türkiye, ABD’nin 2014’te IŞİD’e karşı savaşmak üzere askeri eğitim, silah ve mühimmat ile danışmanlık desteği verdiği Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) PKK’nın Suriye kolu olduğu gerekçesiyle “terör örgütü” olarak kabul ediyor.

PKK’yı “terör örgütü” olarak kabul eden ABD ise, zaman zaman yetkililerden Türk tezine yakın ve YPG’ye verilen destekle çelişen açıklamalar gelse de; YPG’ye desteği ve Suriye’de YPG kontrolündeki bölgelerde askeri varlığını sürdürüyor.

Ankara’nın ABD’yi destek vermekle suçladığı Gülen yapılanmasının başındaki isim, Fetullah Gülen de ABD’de yaşıyor. Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Biden’ın da içinde olduğu Obama yönetimine Gülen’in iadesi için girişim başlatmış ama yanıt alamamıştı.

Halkbank davası da ikili ilişkilerin gündeminde.

Önümüzdeki dönemde sonlanması beklenen mahkeme sürecinde Halkbank’ın ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmekten suçlu bulunması ve buna bağlı olarak önemli bir para cezasına çarptırılması Ankara-Washington diyaloğunu olumsuz etkileyebilecek bir gelişme olarak görülüyor. Bir önceki Başkan Donald Trump, Erdoğan’ın talebi üzerinde İran yaptırımlarını delmekle suçlanan Halkbank’a karşı izlenen idari ve adli süreçleri yavaşlatmaya çalışmakla suçlanmıştı.

ABD, S-400’ler sebebiyle Türkiye’ye yaptırım uyguluyor

İki ülke arasındaki ana meselelerden biri de S-400’ler. ABD’yi Gülen yapılanması ve YPG’ye destek verdiği gerekçesiyle eleştiren ve Rusya ile ilişkilerini geliştiren Ankara, Rusya’dan S-400 uzun menzilli füze savunma sistemleri satın almıştı.

Bunun üzerine ABD Türkiye’yi çok uluslu F-35 projesinden çıkardı. Türkiye’nin satın alma anlaşması imzaladığı F-35’leri teslim etmedi.

Türkiye, Ekim ayında, henüz ABD’de Trump görevdeyken S-400 füzelerini denedi ama aktive etmedi. ABD, Aralık ayında Türkiye’ye Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın alması nedeniyle CAATSA kapsamında uygulanacak yaptırımları açıkladı; Savunma Sanayii Başkanlığı ve kurumun yetkilileri yaptırım listesine alındı.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield, son olarak Mart ayında ABD’nin S-400’ler konusundaki tutumunun değişmediğini şu sözlerle açıklamıştı:

“Ocak ayı sonunda yürürlüğe giren Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için Türkiye’nin S-400’e sahip olmamasını şart koşuyor. Bu yeni ve daha katı bir yasal zorunluluk, fakat bu bir ABD yasası.”

Mart ayında ilk yüz yüze görüşmelerinde de Blinken, Çavuşoğlu’na “Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemini muhafaza etmemesi” çağrısı yaptı. Çavuşoğlu ise “S-400’ü satın aldığımızı, işin bittiğini söyledik” dedi.

ABD’nin Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımları, 6 Nisan’da yürürlüğe girdi.

Biden yönetiminin göreve gelmesinden bu yana insan hakları dosyasının Türk-Amerikan ilişkilerine yeniden girdiği gözlendi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, bu kısa süre içerisinde AİHM kararları ışığında Osman Kavala’nın serbest bırakılması, Boğaziçi Üniversitesi protestolarında uygulanan baskılar gibi konularda açıklamalar yaptı.

En son ABD Dışişleri Bakanlığı, 17 Mart’ta önce HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi ardından da Yargıtay Başsavcısı’nın HDP’nin kapatılması için başlattığı yasal sürece ilk tepki veren ülkeler arasında yer aldı.

Aynı zamanda ABD, TÜrkiye’nin kadına karşı şiddetle mücadelede önemli bir yasal belge olarak görülen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini de temkinli bir dille eleştirdi. Kadına karşı şiddetle mücadelenin önemi, 23 Nisan’da Kalın ve Sullivan arasındaki telefon görüşmesinde de gündeme geldi.

Biden yönetimi, Doğu Akdeniz’de de gerilimin azaltılmasından yana çağrılar yapıyor.

20 Ocak’ta ABD Başkanlık koltuğuna oturan Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilk görüşmesinde “1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak tanımayı düşündüğünü” söyledi.

Telefon görüşmesinden bir gün önce Reuters haber ajansı ile ABD’nin önde gelen medya organlarından Wall Street Journal, New York Times ve Washington Post gazeteleri; ABD yönetimine dayandırdıkları haberlerinde, Biden’ın 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanıyacağını duyurmuştu.

Biden’ın göreve gelmesinden üç ay sonra iki lider arasında Cuma akşamı gerçekleşen ilk telefon görüşmesinde bu konunun gündeme gelip gelmeyeceği de merakla bekleniyordu. Ancak ne Washington’dan ne de Ankara’dan yapılan yazılı açıklamalarda buna dair bir detay yer aldı.

Bir süre sonra Amerikan medyasına, Amerikan tarafından görüşmeye ilişkin ayrıntılar sızdırıldı.

Buna göre Biden, Erdoğan’a, 1915 olaylarını “Ermeni soykırımı” olarak tanıyacağını söyledi.

Haberi ilk duyuranlardan Bloomberg, “Görüşmeye yakın bir kaynağa göre Başkan Biden, Cuma günü Türk mevkidaşı Erdoğan’a, Osmanlı Devleti tarafından 1915’te Ermenilerin katledilmesini soykırım olarak tanımayı planladığını söyledi” ifadeleriyle haberi paylaştı.

CNN ise “görüşmeye yakın bir kaynağa” dayandırdığı haberinde telefon görüşmesinin “gergin geçtiğini” belirtti.

Reuters haberinde, telefon görüşmesine yakın bir Amerikalı kaynağın ifadelerine yer verildi. Habere göre, kaynak, “Biden, Erdoğan’a 1915’te Ermenilerin Osmanlı Devleti tarafından katledilmesini soykırım olarak tanıma niyetini söyledi” dedi. Reuters, Biden’ın 24 Nisan’da 1915 anması için yayımlayacağı mesajda “soykırım” ifadesini kullanacağını da yazdı.

ABD Başkanları bugüne kadar, Bill Clinton’ın görevde olduğu 1993 yılından bu yana her yıl 24 Nisan’da 1915 olaylarının yıldönümü için yaptıkları yazılı açıklamalarda, “Meds Yeghern” yani “Büyük felaket” ifadesini kullandı.

İlk açıklama Beyaz Saray’dan geldi

Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamada “Başkan Joseph Biden bugün Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü; daha fazla alanda işbirliği yapılması ve mevcut anlaşmazlıkların etkili bir şekilde yönetilmesi kapsamında yapıcı bir ikili ilişkiye verdiği önemi ifade etmiştir.” denildi.

İki liderin Haziran ayındaki NATO zirvesinde bir araya geleceği de açıklamada yer aldı:

“Liderler Haziran ayındaki NATO zirvesi marjında ikili bir görüşme gerçekleştirmeye ve ikili ve bölgesel konuları etraflıca ele alma konusunda mutabık kaldı.”

NATO zirvesi 14 Haziran’da Brüksel’de gerçekleştirilecek.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan bir süre sonra yapılan açıklamada da, “Liderler, ikili ilişkilerin stratejik doğası ve karşılıklı çıkar ilişkileri temelinde işbirliğinin genişletilmesi amacıyla birlikte çalışmanın önemi hususlarında mutabık kaldı.” ifadeleri yer aldı:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün ABD’deki varlığı ve ABD’nin Suriye’de PKK-PYD terör örgütüne verdiği destek gibi konuların çözüme kavuşturulmasının, Türk-Amerikan ilişkilerinin daha ileri seviyelere taşınması için önemli olduğunu ifade etti.

Bu açıklamaların ardından Türk Dışişleri Bakanlığı da, “Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Joe Biden’la yaptığı telefon görüşmesindeki hususların takibi amacıyla mevkidaşı Antony Blinken’la telefonda görüştü.” açıklaması yaptı.

İki lider ilk kez 14 Haziran’da Brüksel’deki NATO zirvesi marjında görüşecek

Ankara’dan yapılan açıklamada da liderlerin NATO zirvesi marjında ilk ikili görüşmelerini yapacağı belirtildi.

Beyaz Saray’daki yönetim değişiminin ardından iki ülke Dışişleri Bakanları, Antony Blinken ve Mevlüt Çavuşoğlu da ilk görüşmelerini Brüksel’de 24 Mart’taki NATO toplantısı marjında gerçekleştirmişti.

Erdoğan ve Biden’ın telefon görüşmesi, Biden’ın Beyaz Saray’da göreve başladığı 20 Ocak’tan bu yana bekleniyordu. ABD Başkanları’nın görev süresinin ilk 100 gününde telefon görüşmesi yaptığı ya da bir araya geldiği liderler, sembolik önem taşıyor.

29 Nisan Perşembe, Biden’ın görevdeki 100. günü olacak.

Biden’ın ‘Ermeni soykırımı’ ifadesi kullanacağı iddiaları açıklamada yer almadı

Telefon görüşmesinden bir gün önce Reuters haber ajansı ile ABD’nin önde gelen medya organlarından Wall Street Journal, New York Times ve Washington Post gazeteleri; isimsiz şekilde kendilerine bilgi veren bir Amerikalı yetkiliye dayandırdıkları haberlerinde, Biden’ın 1915 olaylarının anma günü olan 24 Nisan’da yapacağı açıklamada “soykırım” ifadesini kullanabileceğini duyurdu.

Telefon görüşmesinde bu konunun gündeme gelip gelmeyeceği de merakla bekleniyordu. Ancak ne Washington’dan ne de Ankara’dan yapılan açıklamalarda buna dair bir detay yer aldı.

Aynı gün Kalın ve Sullivan da görüştü

Erdoğan ve Biden’ın telefon görüşmesi öncesi Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan le telefonda görüşmüştü. Bu, kalın ve Sullivan’ın ilk görüşmesi değil. Hem Kalın ve Sullivan hem de Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Antony Blinken da daha önce telefonla görüşmüş ve Washington’daki yeni yönetim döneminde iki ülke arasında üst düzey iletişimi başlatmıştı.

Kalın ve Sullivan’ın görüşmelerinde Suriye, Libya ve Irak’ta yaşanan gelişmelerle birlikte Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 füze savunma sistemleri de gündeme geldi. Türk Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü “S-400 ve F-35 gibi konuların yapıcı bir angajmanla çözüme kavuşturulması için ortak çaba sarf edilmesinin önemi vurgulandı.” ifadeleri yer aldı.

21 Nisan Çarşamba günü, Anadolu Ajansı, ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, Pentagon’un Türkiye’ye F-35 programından resmi olarak çıkarıldığına dair bildirimde bulunduğunu duyurdu.

Kalın’ın açıklamasında “Türkiye’nin PYD, PKK, DAEŞ ve FETÖ dahil her türlü terör gruplarına karşı, ayrım gözetmeksizin kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiği noktasında hassasiyeti ve kararlılığı ifade edildi.” sözlerine de yer verildi.

Çavuşoğlu’nun mevkidaşı Blinken ile ilk telefon görüşmesi de, Blinken’ın bakanlığının ABD Senatosu tarafından onaylanmasından üç hafta sonra, 15 Şubat’ta gerçekleşmişti. Bu görüşmeden sonra Blinken Twitter üzerinden yaptığı açıklamada “Doğu Akdeniz’de gerilimin düşürülmesine dönük çabalarda işbirliğinin sürdürülmesini umut ettiğini” duyurmuştu. Aynı gün Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’la da telefon görüşmesi yaptı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Çavuşoğlu-Blinken telefon görüşmesi için “Blinken, Türkiye’de demokratik kurumların, kapsayıcı yönetim ve insan haklarına saygının önemini vurguladığı” açıklaması yapmıştı.

ABD ile Türkiye arasında uzlaşmazlık alanları neler?

Biden ve Erdoğan’ın ilk telefon görüşmesinin ardından yapılan yazılı açıklamaların ikisinde de, ilişkilerin daha yapıcı bir ortamda geliştirilmesine ve uzlaşmazlık alanları üzerine yoğunlaşmaya vurgu yapılıyor.

Peki telefon görüşmesinin ancak üç ay sonunda gerçekleşmesine de yol açan bu alanlar hangileri?

2008-2016 arasında iki dönem ABD Başkanı olan Barack Obama’nın son döneminde başlayan sorunlardan ikisi, Gülen yapılanması ve ABD’nin YPG’ye verdiği destek, bugün de Türkiye’nin sıklıkla dile getirdiği uzlaşmazlık alanlarından.

Türkiye, ABD’nin 2014’te IŞİD’e karşı savaşmak üzere askeri eğitim, silah ve mühimmat ile danışmanlık desteği verdiği Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) PKK’nın Suriye kolu olduğu gerekçesiyle “terör örgütü” olarak kabul ediyor.

PKK’yı “terör örgütü” olarak kabul eden ABD ise, zaman zaman yetkililerden Türk tezine yakın ve YPG’ye verilen destekle çelişen açıklamalar gelse de; YPG’ye desteği ve Suriye’de YPG kontrolündeki bölgelerde askeri varlığını sürdürüyor.

Ankara’nın ABD’yi destek vermekle suçladığı Gülen yapılanmasının başındaki isim, Fetullah Gülen de ABD’de yaşıyor. Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Biden’ın da içinde olduğu Obama yönetimine Gülen’in iadesi için girişim başlatmış ama yanıt alamamıştı.

Halkbank davası da ikili ilişkilerin gündeminde.

Önümüzdeki dönemde sonlanması beklenen mahkeme sürecinde Halkbank’ın ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmekten suçlu bulunması ve buna bağlı olarak önemli bir para cezasına çarptırılması Ankara-Washington diyaloğunu olumsuz etkileyebilecek bir gelişme olarak görülüyor. Bir önceki Başkan Donald Trump, Erdoğan’ın talebi üzerinde İran yaptırımlarını delmekle suçlanan Halkbank’a karşı izlenen idari ve adli süreçleri yavaşlatmaya çalışmakla suçlanmıştı.

ABD, S-400’ler sebebiyle Türkiye’ye yaptırım uyguluyor

İki ülke arasındaki ana meselelerden biri de S-400’ler. ABD’yi Gülen yapılanması ve YPG’ye destek verdiği gerekçesiyle eleştiren ve Rusya ile ilişkilerini geliştiren Ankara, Rusya’dan S-400 uzun menzilli füze savunma sistemleri satın almıştı.

Bunun üzerine ABD Türkiye’yi çok uluslu F-35 projesinden çıkardı. Türkiye’nin satın alma anlaşması imzaladığı F-35’leri teslim etmedi.

Türkiye, Ekim ayında, henüz ABD’de Trump görevdeyken S-400 füzelerini denedi ama aktive etmedi. ABD, Aralık ayında Türkiye’ye Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın alması nedeniyle CAATSA kapsamında uygulanacak yaptırımları açıkladı; Savunma Sanayii Başkanlığı ve kurumun yetkilileri yaptırım listesine alındı.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield, son olarak Mart ayında ABD’nin S-400’ler konusundaki tutumunun değişmediğini şu sözlerle açıklamıştı:

“Ocak ayı sonunda yürürlüğe giren Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için Türkiye’nin S-400’e sahip olmamasını şart koşuyor. Bu yeni ve daha katı bir yasal zorunluluk, fakat bu bir ABD yasası.”

Mart ayında ilk yüz yüze görüşmelerinde de Blinken, Çavuşoğlu’na “Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemini muhafaza etmemesi” çağrısı yaptı. Çavuşoğlu ise “S-400’ü satın aldığımızı, işin bittiğini söyledik” dedi.

ABD’nin Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımları, 6 Nisan’da yürürlüğe girdi.

Biden yönetiminin göreve gelmesinden bu yana insan hakları dosyasının Türk-Amerikan ilişkilerine yeniden girdiği gözlendi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, bu kısa süre içerisinde AİHM kararları ışığında Osman Kavala’nın serbest bırakılması, Boğaziçi Üniversitesi protestolarında uygulanan baskılar gibi konularda açıklamalar yaptı.

En son ABD Dışişleri Bakanlığı, 17 Mart’ta önce HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi ardından da Yargıtay Başsavcısı’nın HDP’nin kapatılması için başlattığı yasal sürece ilk tepki veren ülkeler arasında yer aldı.

Aynı zamanda ABD, TÜrkiye’nin kadına karşı şiddetle mücadelede önemli bir yasal belge olarak görülen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini de temkinli bir dille eleştirdi. Kadına karşı şiddetle mücadelenin önemi, 23 Nisan’da Kalın ve Sullivan arasındaki telefon görüşmesinde de gündeme geldi.

Biden yönetimi, Doğu Akdeniz’de de gerilimin azaltılmasından yana çağrılar yapıyor.

Bugünden