Akşener: 20 yıl önce Erdoğan’ın yanına koştuğum gibi bu defa Ekrem kardeşimin yanına koştum

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki hapis ve siyaset yasağı kararından sonra Saraçhane’ye gitmesinin nedenini, “Bundan 20 sene önce yaşadığı haksızlık karşısında, nasıl Sayın Erdoğan’ın yanına koştuysam, bu sefer de, Ekrem kardeşimin yanına koştum. Bundan 20 sene önce, nasıl Emine Hanım’ın yanına koştuysam, bu defa da Dilek kızımın yanına koştum” sözleriyle açıkladı.

Partisinin grup toplantısında konuşan Akşener, İmamoğlu hakkındaki yargı kararını eleştirdi.

İktidarın seçimle alamadıkları ve alamayacağı İstanbul’u, yargı yoluyla alma hesabı yaptığını savunan Akşener, “Kadınlara sürtük demeni, suç sayılmadığı bu ülkede, İçişleri Bakanı’nın ‘ahmak’ sözünü iade etmek, suç sayıldı” görüşünü dile getirdi.

İmamoğlu hakkındaki kararı “Planlı ve programlı bir şekilde, siparişle çıkartılan, absürt bir ceza kararı” diye nitelendiren Akşener, “Bu karar, Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim gündemidir” görüşünü dile getirdi.

Muhalefetin güçlenmesinde Millet İttifakı belediyelerinin katkılarının yok sayılamayacağını, milletin onlara sevgisini iktidarın kıskandığını savunan Akşener, Saraçhane’ye gidişini kastederek “İşte tam da bu nedenle, onlara uzanan elleri kırmak, değişime inanan herkesin, boynunun borcudur! Ben de 14 Aralık’ta, bu borcun gereğini yapmak için, yola çıktım” görüşünü dile getirdi:

“İstanbullunun iradesine vurulmaya çalışılan darbeye karşı, tıpkı 2019’daki gibi, Ekrem kardeşimizle, omuz omuza durmaya gittim. Bundan 20 sene önce, yaşadığı haksızlık karşısında, nasıl Sayın Erdoğan’ın yanına koştuysam, bu sefer de, Ekrem kardeşimin yanına koştum. Bundan 20 sene önce, nasıl Emine Hanım’ın yanına koştuysam, bu defa da Dilek kızımın yanına koştum. Linç edilmeye çalışıldığında, nasıl Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanına koştuysam, bu defa da, Ekrem İmamoğlu’nun yanına koştum.

“Kaybetme korkusundan gözü dönenlere karşı, dimdik durmak için, Saraçhane’deydik. Biz dün neredeysek, bugün de oradayız. Kim ne derse desin, yarın da aynı yerde olmaya devam edeceğiz. Şayet bu kafa, yarın da hedefine Mansur Başkan’ı koyarsa; bu sefer de, bir saniye düşünmeden, bir dakika gecikmeden, onun yanında dimdik dururuz.

“Bugün nasıl ki ‘Saray sizinse, Saraçhane bizimdir!’ dediysek, gerekirse ‘Beştepe sizinse, Ankara bizimdir!’ demeyi de çok iyi biliriz.”