Afrin’deki baskı BM raporunda

Birleşmiş Milletler Suriye Soruşturma Komisyonu yayınladığı son raporda Suriye konusunda ABD ile Türkiye arasında yaşanan görüş ayrılıkları ve gerilimlere de yer verdi.

Komisyonun Suriye’de insan hakları ihlallerini ve olası savaş suçlarını içeren 21 sayfalık raporunda çatışan tarafların işlemiş olabileceği savaş suçları ayrıntılarıyla yer aldı.

Suriye Arap Cumhuriyeti Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu Raporu’nda, 9 yıldır iç savaşın sürdüğü ülkede birçok insan hakları ihlalleri suçlarının işlendiği kaydedildi.

“SDG’ye ABD’nin verdiği destek iki ülke arasında gerilim yarattı”

Raporda, ABD ile Türkiye arsında uzun bir süredir devam eden YPG gerilimine de yer verildi. ABD’nin ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne verdiği desteğin iki ülke arasında gerileme yol açtığı kaydedildi.

Raporda geçtiğimiz Ocak ayından beri ABD ile Türkiye arasında Suriye’nin kuzeydoğusunda Türkiye sınırında güvenli bir bölge kurulması konusunda müzakerelerin devam ettiği belirtilerek,”Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ülkesinin 1998 yılında Suriye Arap Cumhuriyeti ile imzaladığı Adana Anlaşması ile önerdikleri güvenli bölgeyi tek başlarına kurma hakkına sahip olduklarını açıkladı. Rusya Federasyonu ile Suriye Arap Cumhuriyeti, Türkiye’nin güvenli bölge önerisinin Türkiye’nin rejim karşıtı silahlı muhalefete verdiği desteğini sonlandırması ve Suriye’nin kuzeybatısındaki askerlerini geri çekmesi halinde değerlendirilebileceğini açıkladı” ifadeleri yer aldı.

“Afrin’de güvenlik sağlanamadı”

Bağımsız komisyonun Suriye raporunda, Türkiye’nin Zeytin Dalı harekatıyla kontrol altına aldığı Afrin’deki son durum da ele alındı. Bölgede radikal gurupların yerel halka çok büyük baskı yaptıkları belirtildi. Baskıların bazen aşırı dinci guruplardan bazen de örgütle bağlantıları olduğunu iddia eden Kürt guruplardan geldiği kaydedildi.

Afrin’de güvenli bir ortamın olmadığı, güvensizlik durumunun hem ekonomik hem de siyasi nedenlere dayandığı belirtildi. Komisyona fidye için kaçırılma başta olmak üzere çok sayıda insan hakları ihlaliyle ilgili şikayetler geldiği belirtildi. Kaçırılma olaylarının çoğunun silahlı Kürt guruplar tarafından gerçekleştirildiği kaydedildi.

Son aylarda aşırı dinci gurupların kadın hakları konusunda ciddi kısıtlamalar getirdiği, kadın ve kız çocuklarına katı kıyafet kuralları uygulandığı belirtildi. Bu durum özgürlüğün sınırlanması olarak değerlendirildi.

“Türkiye’ Afrin’de silahlı grupların suistimallerini kontrol edemiyor”

Raporda, Afrin’de yaşayan çok sayıda mağdurdan gelen şikayetlerde askeri polis ve Türk yetkililerin kontrolünde olan tarafların bölgede çözüm sağlamak için isteksiz oldukları belirtildi.“Türk makamların silahlı grupların suistimallerini kontrol etme konusunda istekli olduklarına dair hiçbir kanıt sağlayamadık” denildi.

Raporda Türk makamlarının Afrin’de idari, yargı ve yürütme yapılarını kontrol, koordine ve finansmanını sağladığı, Suriyeli hakimlerin ve savcıların Türk otoriteleri tarafından veya onlarla eşgüdümlü olarak atandığı belirtildi.

Ayrıca Afrin’de görev yapan sivil polis memurlarının da Türk yetkililer tarafından seçilip eğitildiklerini belirtildi. Raporda Türkiye’nin Afrin’de bu kadar idari güce rağmen, silahlı grupların yasadışı eylemleri sonucunda ortaya çıkan şikayetleri çözmede yetersiz kaldığı savunuldu.

Suriye Arap Cumhuriyeti Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu’nun son raporunu, Ocak ayından bu yana yapılan yaklaşık 300 yüz yüze mülakat, çok sayıda şikayet mektubu, uydu görüntüleri, fotoğraflar ve videolara dayandırıldığı belirtildi.