10.3 C
İstanbul
Pazartesi, Nisan 19, 2021

ABD’nin eski Suriye özel temsilcisi James Jeffrey’den HDP, SDG ve Suriye açıklaması

ABD’nin eski Suriye özel temsilcisi James Jeffrey, HDP’ye açılan kapatma davasına ilişkin, “Tabii ki Türkiye’nin iç meselesi ama demokrasinize zarar verecek herhangi bir adım tabii ki müttefiklerinizi ve ortaklarınızı endişelendirir” dedi.

CNN Türk’e konuşan James Jeffrey, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması talebiyle iddianame hazırlamasıyla ilgili olarak bir soruya, “Bir müttefik, ortak, NATO müttefiki ve OECD üyesinin siyasi bir partiye yönelik eyleme geçmesi endişe verici” ifadelerini kullandı.

Jeffrey, “Amerika ve Avrupalı ortaklarımızın çoğu durumu endişe ile karşıladı. Çünkü parti kapatmak genelde iyiye yorulmaz. HDP sanırım 2015’te %13 oy kazandı. Bunu kapatmak, nüfusun bir kesimini kapatmaktır bu yüzden iyi bir fikir değil. Tabii ki Türkiye’nin iç meselesi ama demokrasinize zarar verecek herhangi bir adım tabii ki müttefiklerinizi ve ortaklarınızı endişelendirir” diye konuştu.

Suriye konusuna değinen Jeffrey, “Amerika, Türkiye ve belli Arap ülkeleri savaşın başında yeterince iş birliği yapmadı” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hepimiz Suriye’de değişim ve Esad’ın gitmesini istiyorduk. Hepimizin çıkarları aslında aynı hizada. Kendi nüfusunu tehdit etmeyen, komşularını tehdit etmeyen bir Suriye istiyoruz. İş birliği yapmayı beceremedik. Bunu geliştirmeye çalışıyoruz. Biden hükümetinin Suriye üzerine yoğunlaştığını düşünmüyorum. Öyle bir durum olursa da Türkiye ile iş birliği yapmak zorunda, başka çaresi yok.”

“ABD Suriye Demokratik Güçleri’ni destekliyor, ama Türkiye YPG yüzünden onları ‘terör örgütü’ olarak kabul ediyor. Türkiye YPG ile PKK’nin aynı olduğunu savunuyor. 2 sorum var. Biden hükümeti SDG’ye desteği sürdürür mü? PKK ve YPG aynı örgüt mü?” sorusuna Jefrey şu yanıtı verdi:

“Çok yakın bağlantıları var. Kıdemli Amerikan istihbarat ve savunma bakanlığı yetkilileri bunu defalarca dile getirdi, ben de söyledim. ABD’nin onlarla çalışmasının iki sebebi var: O bölgede IŞİD’e karşı savaşı yürütüyorlar, bu konuda da çok iyi bir ortaklar. Zamanında Türkiye ile de bu mücadelede iş birliği yaptık. Ayrıca ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda kalması için olmazsa olmaz bir unsur. Türkiye’yi tehdit etmek için yapmıyoruz bunu. Esad’a, Rusya’ya ve İran’a toprak bırakmamak ve IŞİD’le mücadeleye sürdürmek için yapıyoruz. Ben hep Türk arkadaşlarıma şu soruyu soruyorum. Biz Amerikalılar olarak Türkiye’nin İdlib’de olmasından çok memnunuz, ama orada olabilmek için BM tarafından terör örgütü kabul edilen Heyet Tahrir El-Şam’la anlaşmak zorundasınız. Onları desteklediğinizi vesaire düşünmüyoruz. Orada bulunmak için iş birliği yapmak zorunda olduğunuzu biliyoruz. Aynı şey ABD ve SDG için de geçerli. Biraz farklı tabii. Onlara hafif silahlar verdik, ağır silah vermedik. IŞİD ve Esad’a karşı birlikte çalışıyoruz. Durum benzer yine de. Türk arkadaşlarıma sorum şu: Suriye’de ABD askerlerinin kalmasını istiyor musunuz? Eğer istiyorsanız SDG ile iş birliği bunun tek yolu. Sahada olan olanlar. İlk geldiğimizde de onlar vardı.”

Türkiye-ABD ilişkilerinin Biden döneminde nasıl olacağı şeklindeki soruyu yanıtlayan James Jeffrey, “Türkiye ve ABD sadece müttefik değil. İki ülke de Ortadoğu, Avrasya, Karadeniz ve Kafkaslar’daki güvenlik statükosunu korumak istiyor. Türkiye’nin de güvenlik statükosunun da ABD’nin de düşmanları İran, Rusya ve İslami radikalizmdir. Türkiye’yle bu konularda oldukça yakın iş birliği yapıyoruz. Buna rağmen farklılıklarımız var. S-400’ler ve SDG mesela. Yine de ortaklarımızla ve müttefiklerimizle bu sorunları aşmaya uğraşıyoruz çünkü genel ilişkimiz ve uluslararası güvenlik sorunlarına yaklaşımımız aynı olmasa da çok benzer. O yüzden Erdoğan ve Biden hükümetinin büyük bir iş birliği potansiyeli olduğuna inanıyorum. Türkiye ve Amerika halkının, hükümetlerimizin ve NATO ittifakımızın uzun vadeli çıkarları oldukça örtüşüyor. Orta doğu, Kafkaslar, Karadeniz ve Avrupa’da istikrarı sürdürmek istiyoruz. Türkiye’nin Afganistan’daki, NATO’nun İran karşıtı füze programındaki ve İdlib’de ABD’nin de desteklediği pozisyonu bunun kanıtı. Bu ortaklıkları geliştirmeli, sorunlarımız aşmalı ve iş birliğini ve iletişimi sürdürmeliyiz. Uzun vade için oldukça umutluyum, şu anda biraz çalkantılı bir dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.

ABD’nin eski Suriye özel temsilcisi James Jeffrey “Erdoğan ve Biden demişken iki lider henüz görüşmedi. İttifaklardan ve ilişkileri geliştirmekten bahsederken bu durum biraz umut kırıcı oluyor. Trump dönemiyle bariz bir fark var. İki liderin henüz görüşmemesini nasıl yorumluyorsunuz?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Suudi, İsrailli, Mısırlı ve Hint meslektaşlarım da aynı dertten mustarip. Bu Biden hükümetinin bir özelliği. Kiminle görüştüklerine çok dikkat ediyorlar. Eğer anlaşmazlıkları olan bir ülkeyse görüşmeme eğilimi var. Herkes bundan şikayetçi. Netanyahu da görüşene kadar şikayet ediyordu mesela. Bence Türkiye özel bir durum söz konusu değil. Bence kötü bir fikir bu. İlk hafta herkes aranmalıydı. Türkiye’ye özel bir durum yok. Benim “yanlış” olarak nitelendirdiğim bu diplomatik muamele birçok ülke için geçerli.”

ABD Başkanı Biden ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasındaki karşılıklı açıklamaların sorulması üzerine Jeffrey, “Gülüyorum çünkü Başkan Putin birine uzun ömürler dilediğinde aklıma eski KGB ajanı günleri geliyor ve ‘o kişinin sağlığından endişe etmek gerek’ diye düşünüyorum” dedi.

Jeffrey, “Rusya çok önemli. Şu anda Avrupa ve Orta Doğu’da Türkiye, Amerika ve NATO’nun güvenlik çıkarlarını tehdit ediyor. Türkiye Libya, İdlib ve Dağlık Karabağ’da Rusya’ya çok iyi karşılık veriyor. Öte yandan uzun vadede Koronavirüs, İklim ve Çin gibi sorunları çözmek için Rusya’ya ihtiyacımız olacak. Bu yüzden hükümete Rusya ile bağlantıları koparma-ma çağrısı yapıyorum. Tıpkı Türkiye’nin yaptığı gibi. Büyük çaplı ya da ve dolaylı askeri çatışmalara rağmen bunu beceriyorsunuz. Biz de aynı şeyi yapabilmeliyiz. Ankara ve Washington Rusya konusunda çok iyi iş birliği yapabilir” diye konuştu.

ABD’nin eski Suriye özel temsilcisi James Jeffrey, HDP’ye açılan kapatma davasına ilişkin, “Tabii ki Türkiye’nin iç meselesi ama demokrasinize zarar verecek herhangi bir adım tabii ki müttefiklerinizi ve ortaklarınızı endişelendirir” dedi.

CNN Türk’e konuşan James Jeffrey, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması talebiyle iddianame hazırlamasıyla ilgili olarak bir soruya, “Bir müttefik, ortak, NATO müttefiki ve OECD üyesinin siyasi bir partiye yönelik eyleme geçmesi endişe verici” ifadelerini kullandı.

Jeffrey, “Amerika ve Avrupalı ortaklarımızın çoğu durumu endişe ile karşıladı. Çünkü parti kapatmak genelde iyiye yorulmaz. HDP sanırım 2015’te %13 oy kazandı. Bunu kapatmak, nüfusun bir kesimini kapatmaktır bu yüzden iyi bir fikir değil. Tabii ki Türkiye’nin iç meselesi ama demokrasinize zarar verecek herhangi bir adım tabii ki müttefiklerinizi ve ortaklarınızı endişelendirir” diye konuştu.

Suriye konusuna değinen Jeffrey, “Amerika, Türkiye ve belli Arap ülkeleri savaşın başında yeterince iş birliği yapmadı” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hepimiz Suriye’de değişim ve Esad’ın gitmesini istiyorduk. Hepimizin çıkarları aslında aynı hizada. Kendi nüfusunu tehdit etmeyen, komşularını tehdit etmeyen bir Suriye istiyoruz. İş birliği yapmayı beceremedik. Bunu geliştirmeye çalışıyoruz. Biden hükümetinin Suriye üzerine yoğunlaştığını düşünmüyorum. Öyle bir durum olursa da Türkiye ile iş birliği yapmak zorunda, başka çaresi yok.”

“ABD Suriye Demokratik Güçleri’ni destekliyor, ama Türkiye YPG yüzünden onları ‘terör örgütü’ olarak kabul ediyor. Türkiye YPG ile PKK’nin aynı olduğunu savunuyor. 2 sorum var. Biden hükümeti SDG’ye desteği sürdürür mü? PKK ve YPG aynı örgüt mü?” sorusuna Jefrey şu yanıtı verdi:

“Çok yakın bağlantıları var. Kıdemli Amerikan istihbarat ve savunma bakanlığı yetkilileri bunu defalarca dile getirdi, ben de söyledim. ABD’nin onlarla çalışmasının iki sebebi var: O bölgede IŞİD’e karşı savaşı yürütüyorlar, bu konuda da çok iyi bir ortaklar. Zamanında Türkiye ile de bu mücadelede iş birliği yaptık. Ayrıca ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda kalması için olmazsa olmaz bir unsur. Türkiye’yi tehdit etmek için yapmıyoruz bunu. Esad’a, Rusya’ya ve İran’a toprak bırakmamak ve IŞİD’le mücadeleye sürdürmek için yapıyoruz. Ben hep Türk arkadaşlarıma şu soruyu soruyorum. Biz Amerikalılar olarak Türkiye’nin İdlib’de olmasından çok memnunuz, ama orada olabilmek için BM tarafından terör örgütü kabul edilen Heyet Tahrir El-Şam’la anlaşmak zorundasınız. Onları desteklediğinizi vesaire düşünmüyoruz. Orada bulunmak için iş birliği yapmak zorunda olduğunuzu biliyoruz. Aynı şey ABD ve SDG için de geçerli. Biraz farklı tabii. Onlara hafif silahlar verdik, ağır silah vermedik. IŞİD ve Esad’a karşı birlikte çalışıyoruz. Durum benzer yine de. Türk arkadaşlarıma sorum şu: Suriye’de ABD askerlerinin kalmasını istiyor musunuz? Eğer istiyorsanız SDG ile iş birliği bunun tek yolu. Sahada olan olanlar. İlk geldiğimizde de onlar vardı.”

Türkiye-ABD ilişkilerinin Biden döneminde nasıl olacağı şeklindeki soruyu yanıtlayan James Jeffrey, “Türkiye ve ABD sadece müttefik değil. İki ülke de Ortadoğu, Avrasya, Karadeniz ve Kafkaslar’daki güvenlik statükosunu korumak istiyor. Türkiye’nin de güvenlik statükosunun da ABD’nin de düşmanları İran, Rusya ve İslami radikalizmdir. Türkiye’yle bu konularda oldukça yakın iş birliği yapıyoruz. Buna rağmen farklılıklarımız var. S-400’ler ve SDG mesela. Yine de ortaklarımızla ve müttefiklerimizle bu sorunları aşmaya uğraşıyoruz çünkü genel ilişkimiz ve uluslararası güvenlik sorunlarına yaklaşımımız aynı olmasa da çok benzer. O yüzden Erdoğan ve Biden hükümetinin büyük bir iş birliği potansiyeli olduğuna inanıyorum. Türkiye ve Amerika halkının, hükümetlerimizin ve NATO ittifakımızın uzun vadeli çıkarları oldukça örtüşüyor. Orta doğu, Kafkaslar, Karadeniz ve Avrupa’da istikrarı sürdürmek istiyoruz. Türkiye’nin Afganistan’daki, NATO’nun İran karşıtı füze programındaki ve İdlib’de ABD’nin de desteklediği pozisyonu bunun kanıtı. Bu ortaklıkları geliştirmeli, sorunlarımız aşmalı ve iş birliğini ve iletişimi sürdürmeliyiz. Uzun vade için oldukça umutluyum, şu anda biraz çalkantılı bir dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.

ABD’nin eski Suriye özel temsilcisi James Jeffrey “Erdoğan ve Biden demişken iki lider henüz görüşmedi. İttifaklardan ve ilişkileri geliştirmekten bahsederken bu durum biraz umut kırıcı oluyor. Trump dönemiyle bariz bir fark var. İki liderin henüz görüşmemesini nasıl yorumluyorsunuz?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Suudi, İsrailli, Mısırlı ve Hint meslektaşlarım da aynı dertten mustarip. Bu Biden hükümetinin bir özelliği. Kiminle görüştüklerine çok dikkat ediyorlar. Eğer anlaşmazlıkları olan bir ülkeyse görüşmeme eğilimi var. Herkes bundan şikayetçi. Netanyahu da görüşene kadar şikayet ediyordu mesela. Bence Türkiye özel bir durum söz konusu değil. Bence kötü bir fikir bu. İlk hafta herkes aranmalıydı. Türkiye’ye özel bir durum yok. Benim “yanlış” olarak nitelendirdiğim bu diplomatik muamele birçok ülke için geçerli.”

ABD Başkanı Biden ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasındaki karşılıklı açıklamaların sorulması üzerine Jeffrey, “Gülüyorum çünkü Başkan Putin birine uzun ömürler dilediğinde aklıma eski KGB ajanı günleri geliyor ve ‘o kişinin sağlığından endişe etmek gerek’ diye düşünüyorum” dedi.

Jeffrey, “Rusya çok önemli. Şu anda Avrupa ve Orta Doğu’da Türkiye, Amerika ve NATO’nun güvenlik çıkarlarını tehdit ediyor. Türkiye Libya, İdlib ve Dağlık Karabağ’da Rusya’ya çok iyi karşılık veriyor. Öte yandan uzun vadede Koronavirüs, İklim ve Çin gibi sorunları çözmek için Rusya’ya ihtiyacımız olacak. Bu yüzden hükümete Rusya ile bağlantıları koparma-ma çağrısı yapıyorum. Tıpkı Türkiye’nin yaptığı gibi. Büyük çaplı ya da ve dolaylı askeri çatışmalara rağmen bunu beceriyorsunuz. Biz de aynı şeyi yapabilmeliyiz. Ankara ve Washington Rusya konusunda çok iyi iş birliği yapabilir” diye konuştu.

Bugünden