ABD’nin başkenti Washington DC’de ırkçılık karşıtı protestolar

Mayıs ayında polis gözetimindeyken öldürülen George Floyd’un ardından ABD’de başlayan ırkçılık karşıtı protesto gösterileri, cumartesi günü dünyanın birçok yerine yayıldı. ABD’nin başkenti Washington DC’de de protesto gösterileri 12. gününde devam etti.

ABD Kongresi’ne ait Capitol binası ve Beyaz Saray yakınlarında bir araya gelen binlerce kişi, dünyanın birçok şehrine yayılan ırkçılık karşıtı protestolara 12. gününde devam etti.

Polis, protestocuların Beyaz Saray’a yaklaşmaması için önlem aldı.

Aynı sıralarda George Floyd’un doğum yeri olan Kuzey Carolina’da da Floyd için bir anma töreni düzenlendi.

İngiltere’nin başkenti Londra’da siyahlara; Avustralya’nın Sidney, Melbourne ve Brisbane şehirlerinde de yerli halka yapılan ayrımcılığa karşı protesto gösterileri vardı.

Floyd, 25 Mayıs günü silahsız olduğu halde polis tarafından kelepçelenerek gözaltına alınırken yere yatırılmış ve polisin 8 dakikadan uzun süre dizini boynuna dayaması sonucu hayatını kaybetmişti.

Polisin sert müdahalesi sonucu hayatını kaybeden onlarca siyah ABD vatandaşından sonuncusu olan Floyd, ölmeden önce “Nefes alamıyorum” demiş ancak polis Derek Chauvin, dizini Floyd’un boynundan çekmemişti. Olay yerinde bulunanların bu anları çektiği video, hızla yayıldı ve ülke genelinde geniş katılımlı protesto gösterileri düzenlendi.

“Nefes alamıyorum” sözü, protesto gösterilerinin de simgesi haline geldi.

Chauvin görevden alındı ve cinayetle yargılanmak üzere soruşturma başlatıldı.

Washington DC Belediye Başkanı Muriel Bowser, cuma günü “Siyahların Hayatı Değerlidir Meydanı” adını verdiği Beyaz Saray yakınlarındaki alanda toplanan protestoculara müdahale edilmeyeceğini söylemişti.

Hafta başında Beyaz Saray önünde toplanan protestoculara polis müdahale etmişti.

Başkan Donald Trump’ın yakınlardaki kiliseye kameralar eşliğinde ziyareti sırasında yapılan müdahalede, göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanılmıştı. Trump, orduyu da protestolara müdahale etmesi için görevlendirdiğini açıklamıştı.

Bowser, başkentteki protestocuların eylemlerine devam ederek Başkan Trump’a bir mesaj ilettiğini söyledi:

“Eğer Washington DC’yi ele geçirirse, devamında her eyalete doğru harekete geçer ve hiçbirimiz güvende olmayız. İşte bu yüzden bugün orduyu şehrimizden dışarı gönderdik.

“Askerlerimize bu şekilde davranılmamalı, Amerikan vatandaşlarının üzerine yürümeleri emredilmemeli. Bugün ‘hayır’ diyoruz, kasım ayında ‘bir sonraki’ diyeceğiz.”

Protestocular ne istiyor?

Ülke genelinde protestolara katılanların en öncelikli talebi, tartışmasız polis şiddetinin son bulması.

Ancak tek talep bu değil. Polisin art arda gelen sert uygulamaları protestoların başlaması için vesile olmuş olsa da, bu uygulamalar aslında daha geniş ve sistematik bir eşitsizlik ve ırkçılığın bir göstergesi.

Protestocular, s,yahlara yönelik ırkçılığın ve eşitsizliğin son bulmasını istiyor.

A young protester holds up a sign saying "Black Lives Matter" near the US Capitol in Washington (6 June 2020)

Hem sosyal medyada hem protestolarda atılan sloganlarda, bu harekete destek verenler, seçilmişlere, uzun süredir devam eden eşitsizliklere son verilmesi çağrısı yapıyor.

Amerika’da cezaevine giren siyahlarları sayısı, beyazların beş katı. Uyuşturucu suçundan cezaevine giren siyahların sayısı ise aynı suçtan cezaevine giren beyazların 6 katı. Uyuşturucu kullanımında ise beyazlar ve siyahların sayısı neredeyse eşit.

Doğum yaparken hayatını kaybeden siyah annelerin sayısı, beyaz annelere kıyasla iki kat fazla. Okullaşma, ev satın alma ve daha birçok kamu hizmetine ulaşımda, siyahlar çok daha büyük oranda dezavantajlı konumda.

2019’da Pew Araştırma Merkezi’nin yaptığı bir araştırmaya göre yetişkin siyah ABD vatandaşlarının 10’da 8’i, geçmişte siyahların köle olduğu dönemin bugün hâlâ etkilerinin olduğu görüşünde. Siyahların yarısından fazlası, ABD’de iki ırk arası gerçek bir eşitliği asla görmeyeceğine inanıyor.