ABD, 2018 yılı terörle mücadele faaliyetlerinin değerlendirildiği raporunu yayınladı

Haberi Paylaş

ABD Dışişleri Bakanlığı, 2018 yılı terörle mücadele faaliyetlerinin değerlendirildiği raporunu yayınladı. Raporu basın toplantısıyla açıklayan ABD Terörle Mücadele Özel Temsilcisi Nathan Sales, Türkiye’nin Suriye operasyonuna değindi, “Türkiye’nin ABD’yle mutabakatta yer alan güvencelere uymasını bekliyoruz” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı rapor 2018 yılını kapsadığı için IŞİD lideri Ebu Bekir El Bağdadi’nin ölümüyle sonuçlanan İdlib’deki operasyon ve Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü Barış Pınarı Harekatı raporda ayrıntılarıyla yer almadı. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki basın toplantısında bu başlıklar gazetecilerin soruları üzerinden gündeme geldi.

“Bu gruplar Türk ordusuyla aynı disiplin düzeyine sahip değil”

Dışişleri Bakanlığı’nda raporu açıklayan Nathan Sales’e Türkiye’nin Suriye operasyonunda sahada işbirliği yaptığı muhalif gruplar ve Türkiye’nin operasyonunun ardından firar eden IŞİD militanlarına ilişkin son durum soruldu.

Nathan Sales, muhalif gruplar için, “Bu grupların bazıları konusunda endişeliyiz. Bu gruplar Türk ordusuyla aynı disiplin düzeyine sahip değil. Türkiye’nin ABD ile mutabakatta ifade edilen bütün güvencelere uymasını bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’li yetkili, Türkiye’nin Suriye operasyonunun ardından firar ettiği belirtilen IŞİD militanlarına ilişkin verilen rakamlar ve bilgileri de bir kez daha doğruladı.

“Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik operasyonu ardından yaklaşık 100 IŞİD’li firar etti. General Mazlum’un verdiği bilgiye göre bunların çoğunluğu yeniden yakalandı. Türkiye’den IŞİD savaşçılarının emin bir şekilde tutulacağına ve çatışmaya dönmemelerinin sağlanacağına ilişkin taahhüdüne uymasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bağdadi’nin ölümünün ardından her şeye hazırlıklıyız”

Basın toplantısında Bağdadi’nin ölmesinin ardından terör örgütünün liderliğine Kureyşi’nin getirilmesi de gündeme geldi. Nathan Sales, örgütün lider kadrosundaki değişimden bağımsız olarak aynı miktarda sistematik baskıyla karşı karşıya kalmaya devam edeceğini, örgütle sadece askeri değil, finansal açıdan da mücadelenin devam edeceğini vurgulamakla yetindi, örgütün Bağdadi’nin ölümünün ardından intikam saldırısı düzenleyebileceği öngörüleri konusunda da “Her şeye hazırlıklıyız” mesajını verdi.

Nathan Sales, önümüzdeki dönemde IŞİD’den ne gibi yeni tehditlerin gelebileceği sorusuna verdiği yanıtta, “yalnız kurt” olarak adlandırılan ve örgütün ideolojisinden etkilenerek tek başına girişilen saldırılar konusunda tetikte olunması gerektiğinin altını çizdi. “Çok boyutlu ve dinamik” tehditle mücadelede geniş bir araç yelpazesinin kullanılmasının gerektiğini vurguladı.

“Türkiye PKK ve IŞİD’le sınırları içinde ve dışında mücadele ediyor”

Raporun Türkiye bölümünde Türkiye’nin sınırları içinde ve dışında PKK ve IŞİD’le mücadeleye devam ettiği, Türkiye’nin uluslararası terörle mücadeleye aktif katkıda bulunan ülkelerden olduğu belirtildi.

Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta savaşan IŞİD ve diğer terör örgütlerine katılmak isteyen yabancı terörist savaşçılar için bir kaynak ve transit ülke olduğu, IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu’nun aktif bir üyesi, IŞİD’le Mücadele Yabancı Terörist Savaşçılar Çalışma Grubu’nun da eşbaşkanı olduğu belirtildi.

Kamuya açık kaynaklardan elde edilen verilere göre, 23 Ekim itibariyla Türkiye’nin Ülkeye Giriş Yasağı listesinde 70 bin kişinin olduğu, Türkiye’nin terörizm bağlantılı olduğu şüphesiyle 6 bin kişiyi sınır dışı ettiği kaydedildi.

PKK’nın Türkiye’de ve Türkiye dışındaki çıkarlarına yönelik terör saldırılarına devam ettiği, Türk güvenlik güçlerinin de hem içerde hem de Irak’ın kuzeyinde hava saldırılarıyla hem de Suriye’de operasyonlar yürüttüğü belirtildi.

Raporda ABD’nin terörle mücadele ortağı olan Türkiye’nin PKK’nın teşkil ettiği terör tehdidine karşı ABD yardımı almaya devam ettiği, ABD’nin Kasım ayında 3 üst düzey PKK liderini “Adalet İçin Ödül” programı kapsamına aldığı, bu PKK liderleriyle ilgili bilgi verenlere 12 milyon dolar para ödülü vaat edildiği vurgulandı.

“FETÖ ABD’nin terör örgfütü listesinde değil”

Terörle mücadele raporunda, Türk hükümetinin 2016 yılı Temmuz ayındaki darbe girişiminin ardından Fethullah Gülen hareketini “Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)” olarak nitelediği, FETÖ’nün ABD’nin terör örgütü listesinde olmadığı belirtildi.

Türk hükümetinin bu kararının Türk vatandaşlarının yanı sıra, ABD’nin diplomatik misyonlarında görev yapan ABD vatandaşlarının ve Türk çalışanların FETÖ ya da terör bağlantılı olduğu iddia edilen suçlamalarla ve sıklıkla da yeterli delil olmadan tutuklanmalarıyla sonuçlandığına dikkat çekildi.

“Türkiye’de terörün geniş bir tanımı var”

Türkiye’nin geniş bir terör tanımı olduğu, bu tanımın da anayasal düzene, devletin iç ve dış güvenliğine karşı işlenen suçları da kapsadığı, hükümetin de düzenli olarak ifade özgürlüğü ve toplanma hakkının meşru şekilde kullanılmasını suç haline getirmek amacıyla bu terör tanımını kullandığı belirtildi.

Raporda Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgilere göre, 11 Aralık’a kadar IŞİD’e yönelik 1206 operasyonun düzenlendiği, IŞİD üyesi olduğundan şüphelenilen 854 kişinin de yakalandığı belirtildi. Türkiye’nin zaman zaman bazı yabancı terörist savaşçıları göndereceği ülkelere önceden haber vermeden sınır dışı ettiği kaydedildi.

Raporda, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İslam’ın kapsayıcı halini teşvik ederek terör örgütlerinin vermeye çalıştığı mesajlarla mücadele ettiğini belirttiği bilgisi yer aldı, Türkiye’de görev yapan bütün Sünni imamların resmi olarak Diyanet çalışanı olmak zorunda oldukları hatırlatıldı.

“PKK bağlantılı olanlar dahil Marksist grupların Suriye topraklarındaki faaliyeti Türkiye için güvenlik kaygısı”

Raporun Suriye bölümünde de Esat rejiminin son 10 yıl içinde El Kaide’ye alan açacak şekilde gösterdiği tavrın ve diğer terör gruplarının Irak savaşı sırasında yabancı terörist savaşçıların faaliyetlerinin önünü açmasının Suriye’de El Kaide, IŞİD ve onlarla bağlantılı terör şebekelerinin büyümesine katkıda bulunduğu belirtildi.

“Suriye hükümetinin 2014 yılı öncesinde ABD askerleriyle çatışma amacıyla, teröristlerin Suriye’den Irak’a geçişlerine yıllarca göz yumduğu belgelidir. Bu şebekeler 2018 yılında Suriye ve Irak halkını ezen terör unsurları arasındaydı” denildi.

Raporda, bazıları ABD’nin terör örgütü listesinde olan İran yanlısı Şii milis grupların Esat rejimi adına savaşmak amacıyla Suriye’ye geçmeye devam ettikleri vurgulandı. Raporun Suriye bölümünün son kısmında ise YPG ya da onun bünyesinde bulunduğu Suriye Demokratik Güçleri denilmeden, “PKK bağlantılı gruplar dahil Marksist grupların Suriye topraklarında faaliyet göstermesinin Türkiye için bir güvenlik kaygısı olduğu” belirtildi.

“IŞİD yeni koşullara uyum kapasitesini kanıtladı”

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın terörle mücadele raporunda, IŞİD’in Irak ve Suriye’de elindeki toprakları kaybetmesine ve küresel koalisyonun IŞİD’le mücadeledeki başarısına rağmen, örgütün yeni koşullara uyum sağlama kapasitesini kanıtladığı vurgulandı.

Sadece 2018 yılını kapsayan 332 sayfalık raporun önsözünü kaleme alan Nathan Sales, ABD ve ortaklarının Suriye ve Irak’ta toplam 100 bin kilometrekarelik alanı IŞİD’den kurtardığını, sahada kazanılan bu başarıların 2019 yılında “sözde hilafetin” yok edilmesi için gereken zemini sağladığını belirtti.

İran destekli terörizme azami baskının uygulandığı, İran devlet aktörleri ve vekaletlerine yönelik yaptırımların kapsamının genişletildiğini vurguladı. Nathan Sales, 2018 yılı içinde terörle mücadelede kazanılan bu başarılara rağmen, teröre ilişkin tablonun karmaşık olduğunu, IŞİD’in fiziksel olarak neredeyse bütün topraklarını kaybetmesine rağmen, özellikle üyelerini internet üzerinden etkilemeye ve yönlendirmeye devam ederek, yeni koşullara uyum sağlama kapasitesini gösterdiğinin altını çizdi. Terör örgütünün küresel varlığının bağlantılı başka terör gruplarının yanı sıra Ortadoğu, Güney ve Doğu Asya ve Afrika’daki saldırılarla evrildiğini vurguladı.

Buna ek olarak Suriye ve Irak’ta sahada savaş tecrübesi kazandıktan sonra kendi ülkelerine dönen ya da üçüncü ülkelere giden teröristlerin yeni riskler oluşturduklarını belirtti. Nathan Sales, “devlet dışı aktör ortak” olarak nitelediği Suriye Demokratik Güçleri tarafından yüzlerce IŞİD savaşçısının yakalanıp gözaltına alındığını kaydetti.

Nathan Sales, ABD’nin yabancı terörist savaşçıların geri alınıp yargılanması konusunda diğer ülkelere öncü bir örnek teşkil ettiğini ve diğer ülkelere de aynı adımı atmaya çağırdıklarını vurguladı. IŞİD’in ideolojisinden etkilenen teröristlerin otel, restoran, stadyum ya da kamuya açık diğer yerler dahil olmak üzere yumuşak hedeflere yönelik saldırı planlayıp hayata geçirdiğine dikkat çekti. Fransa’nın Strasburg kentinde 3 kişinin hayatını kaybettiği ve 12 kişinin yaralandığı noel çarşısına yönelik saldırının bu teröristlerin Batı Avrupa’nın kalbini vurma kapasitesini gösterdiğinin altını çizdi.

“İran dünyada terörizmin en büyük devlet destekçisi”

Raporda İran dünyada terörizmin en büyük devlet destekçisi olduğu belirtildi, İran rejiminin kendi vekalet unsurları olarak hizmet eden terör gruplarını desteklemek ve dünya çapında olumsuz nüfuzunu genişletmek amacıyla yılda yaklaşık 1 milyar dolar harcadığı savunuldu. Hizbullah, Hamas ve Filistin topraklarındaki İslami Cihad gibi grupları destekleyen İran’ın özellikle Avrupa’da kendi terör eylemlerini hayata geçirdiği belirtildi. Ocak ayında Alman yetkililerin İran Devrim Muhafızları’nın elit birliği olarak bilinen Kudüs Gücü’ne mensup görevlileri soruşturduğu bilgisi yer aldı. 2018 yılı yaz aylarında da Belçika, Fransa ve Almanya’daki yetkililerin Fransa’nın başkenti Paris yakınlarında siyasi bir mitinge yönelik bombalı saldırıyı önlediği belirtildi. Tahran’ın El Kaide’ye destek veren şebekenin faaliyet göstermesine izin verdiği ve bu şebekenin Afganistan ve Suriye’deki savaş bölgelerine savaşçı ve para gönderdiği belirtildi.

Raporda teröristlerin kullandığı taktik ve teknolojinin 2018 yılı içinde değiştiği, terör gruplarının ticari amaçlı drone ve şifreli iletişim yöntemlerinin yanı sıra düşük teknolojik imkanlı ya da bıçaklı saldırılar gibi yöntemleri kullanmaya başladıkları belirtildi. Bunların da uluslararası terörle mücadele camiası için yeni zorluklar getirdiği vurgulandı.

Haberi Paylaş