Dedeoğulları davası: ‘Tetikçinin arkasındaki kişilerin yargılanması engelleniyor’

Konya’da 7 kişilik Dedeoğulları ailesinin katledilmesinin 5. duruşması bugün Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme 27 Ekim’e ertelenirken, duruşma sonrası Rudaw televizyonuna açıklamada bulunan Dedeoğulları avukatları “Tetikçinin arkasındaki kişilerin yargılanması engellenmektedir” şeklinde tepki gösterdi.

Davaya Dedeoğulları ailesi avukatları Abdurrahman Karabulut ve Atilla Kart’ın yanı sıra; ÖHD, Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Komisyonundan Mehmet Emin Gökdemir, İHD Ankara şubesi yöneticisi Nilay Nayman, İHD Genel Merkezini temsilen Sevinç Koçak, TİHV Koordinatörü İsmail Noyraz, HDP Hukuk komisyonundan avukat Sipan Cizreli ve HDP Konya il Örgütü yöneticisi katıldı.

Davada tutuklu yargılanan ve SEGBİS ile duruşmaya katılan sanık Mehmet Altun avukatların sorularına cevap vermedi.

Katliam davasında tutuksuz yargılanan ama Dedeoğulları’na yönelik ırkçı saldırı davasında tutuklu olan Ali Keleş ve Lütfi Keleş duruşmaya SEGBİS ile katıldı.

Dedeoğulları ailesinden 7 kişiyi katleden Mehmet Altun’un arandığı günlerde polisle 45 dakikalık görüşmesinin kayıp olduğunu belirten avukatlar, kaydın dava dosyasına girme talebini yinelediler.

Daha önce savcılık tarafından Konya Valiliğinden talep edilen Mehmet Altun’un polisle yaptığı görüşmenin kaydına yönelik yeni bir gelişme yaşandı. Konya Valiliği cevabında bu konunun muhatabı olmadıklarını, bunun Konya Emniyetinden istenmesi gerektiğini belirtti.

Davaya 30 dakikalık bir ara verildikten sonra mahkeme bir sonraki duruşmanın 27 Ekim 2022 tarihine ertelenmesine, tutuklu sanık Mehmet Altun’un tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Dedeoğulları avukatları dava sonrası Konya Adalet Sarayı önünde Rûdaw kameralarına açıklama yaptı.

Avukat Abdurrahman Karabulut sanık Mehmet Altun’un arandığı günlerde polisle 45 dakikalık görüşmesinin kayıp olduğunu, kaydın dava dosyasına girme taleplerini yinelediklerini söyledi.

Avukat Abdurrahman Karabulut, “Bu kayıp kayıtlarını emniyet müdürlüğünden istenmesini talep eden bir yazı Valiliğe göndermiştik. Emniyet müdürlüğü zaten valiliğe bağlı. Gören de emniyet müdürlüğünün farklı bir kurum olduğunu zannedecek. Israrla 14 ay boyunca tetikçinin emniyet güçleri ile yapmış olduğu görüşmenin içeriği bizden gizlenmektedir. O 45 dakikalık görüşmenin içeriği bu katliamı aydınlatabilecek nitelikte olan görüşmelerdir” dedi.

Görüşmelerin içeriğinde “itiraflar” veya bir takım “pazarlıkların” olabileceğine işaret eden Karabulut,  “Belki o kayıtlarda tetikçinin ‘aileme dokunmayın’ diye pazarlıklar vardır” ifadelerini kullandı.

Tetikçinin polisle konuşmasının 45 dakikalık ses kayıtları

Karabulut sözlerini şöyle sürdürdü:

“12 Mayıs saldırıları ve 30 Temmuz katliamından sonra 122’yi arayan vatandaşların ihbar dosyalarının birkaç gün içinde gelirken –ki dosya kapsamında mevcut- 14 ay boyunca tetikçinin aramış olduğu 112 kayıtları hâlâ dosya kapsamında bulunmamakta, ısrarla getirilmemekte, getirtilmemektedir.”

Davada dosyasında bir çok şüpheli hakkında “takipsizlik” kararı verildiğini belirten avukat Abdurrahman Karabulut, “Tetikçinin eşi başta olmak üzere, dayıları hakkında takipsizlik kararları verildi. Ancak ilerleyen aşamalarda cezaevi görüşme kayıtlarında tetikçinin dayılar başta olmak üzere eşi ile yaptığı görüşmelerin çözümleri bize ulaştı. Eşinin “Tanımadığımız insanlar tarafından hesabıma bir takım paralar yatırılmış” ifadeleri dikkat çekicidir” dedi.

“Tetikçinin eşinin hesabına 100 bin TL yatırılmış”

Karabulut sanığın eşinin hesabına geçen yılın parasına göre 100 bin TL yatırıldığını belirten Dedeoğulları avukatı, “Bu yeni bir delildir, yeni bir adli vakadır. Bu katliamı onaylayan, ırkçı kesimlerin tetikçinin kendisine ve eşine yardımlarının olduğunu ortaya koymaktadır” şeklinde değerlendirdi.

Sanığın eşi Zehra Altun’un hesap hareketliliğini izlediklerini dile getiren Karabulut “Ancak Zehra Altun -bir önceki  duruşmada talep etmemize rağmen- sanık olmadığı için olayın arkasında kimlerin olduğuna dair çok güçlü bir delil olmasına rağmen tetikçinin eşi hakkındaki suç duyurumuz kabul edilmedi” dedi.

Dayılarının tetikçiye “yardım etmiş olduğu” iddiası

Tetikçinin dayıları hakkında da delillere ulaştıklarını belirten Abdurrahman Karabulut, “Katliam saatinde tetikçinin telefonu kendi köyünde yani, olay yerinden 120 km uzaklıkta baz sinyali veriyor. Kamera kayıtları olmamış olsaydı faili meçhule gidecekti. Bu durumda kendi telefonunu köyde başka bir yakınına verdiği anlaşılmaktadır ki bu yakınları dayılarıdır. Dayılarının tetikçiyle cezaevinde yaptıkları görüşmenin kayıtları da bunu doğrulamaktadır” şeklinde konuştu.

Avukat Abdurrahman Karabulut bahsettikleri durumların yeni delil ve adli vakka olmasına rağmen, mahkemenin bu  kişiler hakkındaki suç duyurusu taleplerini reddettiğini kaydetti. Karabulut, “Israrla tetikçinin arkasındaki yardım eden, azmettiren, iştirak eden veya tahrik eden kişilerin yargılanmasının önüne yargı eliyle geçilmektedir. Bunu kabul etmek mümkün değil” dedi.

“Mahkeme ‘insanlığa karşı işlenmiş suçlar” vasfı talebimizi reddetti”

Dedeoğulları avukatlarından Abdurrahman Karabulut diğer avukatlarla birlikte bu kişiler hakkında ayrıca suç duyurusunda bulunacaklarını ifade etti ve şöyle devam etti:

“76. ve 77. maddelerde ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kapsamında bir vasfın mahkemeden talep ettik. Bu doğrultuda ek savunma verilmesini talep ettik. Bunlar da (mahkemece) reddedildi. Ret gerekçeleri de yok.”

Almanya’da 1993’de gerçekleşen Solingen Katliamı’nı hatırlatan avukat Karabulut, “Solingen Katliamı ırkçı bir katliamdı ve maalesef 5 Türk yaşamını yitirmişti. Bütün Almanya kamuoyu, bütün Alman basını, cumhurbaşkanından tüm hükümet yetkililerine rağmen bu saldırının ırkçı bir saldırı olduğunu söyledi. Angela Merkel ‘Irkçılığın bir zehir’ olduğunu ve herkesin buna karşı durması gerektiğini ifade etti. Yargı makamlarını da kararlarını bu doğrultuda vermiştir. Ancak bizim ülkemizde maalesef, böyle bir anlayış söz konusu değil. Olayın üstünü kapatan, korkakça yaklaşan bir durumla karşı karşıyayız. Aynı refleksi (Solingen Katliamı’ndaki) yargı makamlarından bekliyoruz” dedi.

12 Mayıs saldırı davasının 28 Ekim’e bugünkü davanın da 27 Ekim’e ertelendiğini hatırlatan avukat Karabulut, tüm siyasi parti, sivil toplum örgütleri ve kamuoyuna davaya karşı duyarlılık çağrısı yaptı.

Avukat Kart: Yeni suç duyurularında bulunacağız

Dedeoğulları ailesinin avukatı ve eski CHP Milletvekili Atilla Kart da, mahkemenin talep ettiği bilirkişi raporuna göre, tetikçi katilin telefon sinyallerinin Sarıoğlan köyünde sinyal verdiğinin ortaya çıktığını söyledi.

Kart, şunları kaydetti:

“Başından beri kuşkulandığımız, dile getirdiğimiz bri olaydı bu. Orada öyle anlaşılıyor ki tetikçi katilin dayısı, eşi, yakın akrabaları o köyün muhtarı dahil olmak üzere bir işbirliği içerisindeler. Yani katliam gününde o silahın temin edilmesi, telefonun bilinçli olarak elden ele geçmesi ve Sarıoğlan’da sinyal vermesi, bütün bunlar olayda organize bir saldırı olduğu, bir ekip halinde gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Savcılık aşamasında delillerin karartıldığını zaten biliyoruz. Savcılık aşamasında önyargılı bir soruşturmanın yapıldığını doğrudan İçişleri Bakanlığı eliyle müdahale edildiğini biliyoruz. Ancak şunu görüyoruz, o aşamadaki önyargının ortaya çıkan yeni delillere rağmen mahkeme nezdinde de ateda giderek şiddetlenerek devam ettiğini görüyoruz. Yani bugünkü gelişmeden sonra mahkeme görevini doğru ve tarafsız yapmayacağını aslında bir kez daha gösterdi. Ama biz müdahil vekiller olarak toplum adına ve Türkiye halkları adına bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu anlamda da 7-8 kişi ile bağlantılı olarak yeni suç duyurusunda bulunacağımızı bilinmesini istiyoruz. Bu yeni suç duyurusu kapsamında dosya üzerinde yeni gelişmelerin olması kaçınılmazdır.”

“7 insanın sırf kimliğinden dolayı katledilmesi insanlık suçudur”

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi temsilcisi Sevinç Koçak da, “Dünyanın neresinde olursa olsun, 7 insanın sırf kimliğinden dolayı katledilmesi insanlığa karşı işlenen bir suçtur. İnsanlığa karşı işlenen bu suçları ve yapılan katliamları görmezden gelmesi, bu tür davaları bir türlü sonuçlandıramaması, katillerin, tetikçilerin leyhine mahkemelerin devam ediyor olması Türkiye Cumhuriyeti Devleit adına bir utançtır. Bu utançtan bir an önce kurtulmaları için bu davaları sonuçlandırmalarını istiyoruz” dedi.

Koçak, İHD olarak  sonuna kadar davanın takipçisi olacaklarını kaydederek, “Onurlu bütün hakimleri, savcıları tetikçiye şefkatli davranmayı bırakıp, adaleti yerine getirmek için hukuka sahip çıkmaya çağrıyoruz” ifadedelerini kullandı.

Konya Katliamı

Konya’nın Meram ilçesinde 24 yıldır yaşayan aynı mahallede yaşayan Dedeoğulları ailesi 12 Mayıs’ta yaklaşık 60 kişilik ırkçı bir grubun saldırısına maruz kalmıştı.

“Biz ülkücüyüz, sizi burada yaşatmayacağız” tehditleriyle saldırı gerçekleştiren ırkçı grup 4’ü kadın olan 7 kişilik aileyi ağır yaralamıştı. Saldırının ardından tutuklanan 7 kişiden 5’i tahliye edilmişti.

30 Temmuz 2021 tarihinde ise Mehmet Altun isimli tetikçi, Dedeoğulları’nın evine giderek yanında getirdiği silahla aile bireylerine ateş açtı.

Saldırı sonucunda Yaşar Dedeoğulları ile eşi İpek (57), çocukları Serap (33), Serpil (29), Sibel (35), Metin (42) ve Barış Dedeoğulları (31) yaşamını yitirdi.

Altun, katliamdan sonra evi de ateşe verdi. Olayın ardından kiraladığı araçla kaçan tetikçi 4 Ağustos’ta yakalandı.

Savcılığın soruşturması kapsamında katil zanlısının yanı sıra iki farklı aileden 10 kişi de azmettirme suçundan tutuklandı. Ancak bu 10 kişi daha sonra sulh ceza hakimliği tarafından tahliye edildi.

Yedi kez ağırlaştırılmış müebbet istendi

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianamede katil zanlısı Mehmet Altun hakkında “canavarca hisle öldürme” suçundan 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. – Rudaw