13 yıllık Dink davası: Gerçek failler hâlâ kayıp

Hrant Dink cinayetinin üzerinden 13 yıl geçti. 18 Şubat’ta 103. duruşması yapılacak Dink davasında 2020 yılı ‘karar yılı’ olabilir. Ancak, Dink cinayetinin perde arkasındaki sorumluların kim olduğu hâlâ netleşmiş değil.

Türkiye’de haftalık olarak yayınlanan Ermenice-Türkçe gazete Agos’un kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in gazete binasının önünde suikaste uğramasının üzerinden 13 yıl geçti. Cinayetin tetikçisi Ogün Samast ve azmettiriciler olarak gösterilen Erhan Tuncel ve Yasin Hayal birkaç gün içinde yakalandı. Aradan geçen 13 yılda görülen 102 duruşmada ise, onlarca devlet ve emniyet görevlisi hakim karşısına çıktı. Önce Ergenekon ile ilişkilendirilen cinayetin 15 Temmuz’dan sonra ise Gülen yapılanması tarafından tasarlandığı iddia edildi. Ancak gelinen süreçte, Dink cinayetinin perde arkasındaki sorumluların kim olduğu hâlâ netleşmiş değil. 2020 yılı içerisinde görülecek son duruşmalarla, 13 yıllık davada son kararın verilmesi bekleniyor. Türkiye’yi sarsan cinayetin gerçek faillerinin kim olduğu ise soru işareti olarak kalmaya devam ediyor.

Dink cinayetine ilişkin ilk iddianame cinayetten dört ay sonra, 20 Nisan 2007’de düzenlenmişti. Ardından Aralık 2007’de, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında bir iddianame daha düzenlendi. 2014 yılında ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu iki davadaki isimlerin yeniden ifadelerinin alınmasını istemiş ve 2015 yılında da yeniden alınan ifadeler ve soruşturmalar ışığında yeni bir iddianame hazırlamıştı. 2017 yılına gelindiğinde ise, tüm bu iddianameler ışığında yürütülen davalar İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürdürülen Dink ana davasında birleştirilmişti.

103. duruşma 18 Şubat’ta

Dördü tutuklu, 77 sanığın yargılandığı davanın 103’üncü duruşması 18-20 Şubat tarihleri arasında İstanbul Çağlayan Adliyesi’ndeki 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak. Dink davasında gelinen aşamayı DW Türkçe’ye anlatan Dink Ailesi’nin avukatı Hakan Bakırcıoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015 ve 2017’de düzenlediği iddianamelerde pek çok önemli devlet görevlisinin yargılanmasının önünün açıldığını ve bu gelişmenin o dönemde kendilerini umutlandırdığını söylüyor. Ancak öte yandan, Başsavcılığın bazı isimlere ilişkin kovuşturmaya gerek olmadığına hükmettiğini, kendilerinin bu konudaki itirazlarının ise kabul edilmediğini anlatan Bakırcıoğlu, şöyle konuşuyor:

“Dink cinayetine giden süreçte yaşananlar, cinayetle çok bağlantılı. Yani Dink’e karşı linç kampanyasını örgütleyenlerin ve özellikle Dink’in Valilik odasında tehdit edilirken odada bulunanların soruşturulmaması, İstanbul ve Trabzon MİT Bölge Başkanlığı görevlileri hakkında iddianame düzenlenmemesi adaletin olması gerektiği gibi ortaya çıkmasını engelliyor. Dolayısıyla bugün devam eden yargılama, eksik süren bir yargılamadır. Bu haliyle çıkacak olan karar Dink cinayetini bütün yönleriyle aydınlatmayacaktır.”

“Nihai karar eksik kalacak”

Dink’e yönelik bir suikast planlandığına dair ilk bilgilerin cinayetten 11 ay önce Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü’ne geldiğini, bununla birlikte Temmuz 2006’da Trabzon İl Jandarma görevlilerinin Yasin Hayal’in Hrant Dink’i öldürmeyi tasarladığını, ve bu amaçla silah temin etmeye çalıştığı bilgisine ulaştığını hatırlatan Bakırcıoğlu, “Dolayısıyla Hrant’ın öldürüleceği bilgisi hem Emniyet’te hem de Jandarma’da vardı. Ancak ne yazık ki bu somut bilgilere rağmen kimse harekete geçmedi” diye konuşuyor.

Dink ailesi ve avukatları 2016 yılında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bazı isimler için verdiği takipsizlik kararı ve etkin soruşturma yapılmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurmuştu. Ancak AYM, 28 Ağustos 2019 tarihli kararında Dink cinayeti soruşturmasında bazı kamu görevlileri için ek soruşturma yapılması talebini reddetmişti. “AYM’nin talebimizi ret etmesi, yanlış bir karar oldu” diyen Avukat Bakırcıoğlu, bu nedenle 2020’de tamamlanması beklenen Dink davasında ortaya çıkacak kararın adaleti tam olarak sağlamasının mümkün olmadığını söylüyor.