19.2 C
İstanbul
Çarşamba, Mayıs 12, 2021

100. gün: Size ağır silahlarla devriye gezilen kampüsten sesleniyoruz

Boğaziçi Üniversitelilerin, rektör olarak atanan Melih Bulu’yu protestoları 100. gününü doldurdu. Açıklamada “Sizlere polisin ağır silahlarla devriye gezdiği kampüsümüzden sesleniyoruz” denildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak atanan Melih Bulu’ya karşı 4 Ocak’ta başlayan protestolar 100’üncü gününde de devam etti. Güney Kampüs Meydanı’nda bir araya gelen akademisyenler, bir kez daha rektörlük binasına sırtlarını dönerek, 100’üncü güne dair açıklama gerçekleştirdi. Açıklamaya, öğrenciler de katıldı.

Endüstri Mühendisliği Öğretim Görevlisi Kuban Altınel’in okuduğu açıklamada şöyle dendi: 

KURUMUMUZ TAHRİP EDİLDİ: Bugün 13 Nisan Salı. Direnişimizin 100. gününde sizlere basının ve mezunlarımızın alınmadığı, çevresinde polisin ağır silahlarla devriye gezdiği kampüsümüzden sesleniyoruz.  100 gün önce üniversitemize demokratik olmayan yöntemlerle bir rektör atandı. Bu atamaya ve beraberinde gelen uygulamalara neden karşı olduğumuzu çeşitli vesileler ile kamuoyuyla paylaşıyoruz. Geçen 100 gün içinde bir kamu üniversitesi olan üniversitemizin tüm ilkeleri ve değerleri göz ardı edilerek, kurumumuz tahrip edildi, edilmeye devam ediyor. 

BİR GECEDE FAKÜLTE KURULDU: Bu süreçte, barışçıl gösteri haklarını kullanan öğrencilerimiz gözaltına alındı, ev hapsine çarptırıldı, şiddete maruz bırakıldı. İlkelerimiz ve değerlerimiz doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz SBE müdürlüğü seçim sonucumuz atanmış yönetimce tanınmadı, seçilmiş SBE müdürümüzün görevlendirilmesi gerçekleşmedi. LGBTİ+ öğrenci kulübümüz kapatıldı, ülke üniversitelerine örnek olan Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu’muzun koordinatörü maddi nedenler ileri sürülerek ücretsiz izne çıkarıldı, komisyonun faaliyetleri alanının uzmanı olmayan, atanmış yönetimin belirlediği bir rektör yardımcısının denetimine bırakıldı, komisyon fiilen işlevsiz hale getirildi. Bir Emeritus hocamızın ders verdiği bölümün görüşü dikkate alınmadan sözleşmesi yenilenmedi, bazı emekli hocalarımızın ders görevlendirilme yazıları henüz imzalanmadı. İçinde yaşayanlara ve üniversitemizin hiçbir komisyonuna danışılmadan, öğretim üyeleri lojmanlarının yıkılıp yenileneceği kararı, tüm diğer kararlar gibi bu kararlardan doğrudan etkilenecek bizlere e-posta aracılığı ile bildirildi. Üniversitemize danışılmadan iki yeni fakülte kurulacağı açıklandı, bir gecede kurulan bu fakültelerden birine bir dekan atandı. 

DİRENMEYE DEVAM EDİYORUZ: Bizler tüm bunlara ilkelerimiz ve değerlerimizden, birlik ve beraberliğimizden aldığımız güçle direndik, direnmeye devam ediyoruz. Üniversite bileşenleri ile dayanışmamız gün geçtikçe büyüyor, güçleniyor. Bu üniversitenin, bileşenlerin iradesi çiğnenerek yönetilemeyeceğini her fırsatta atanmışlara ve bu atamaları gerçekleştirenlere gösterdik. 

İKİ DAVA AÇTIK: Rektör ataması ve yeni fakülte kurulmasına karşı mezunlarımızın da müdahil olduğu iki toplu dava açtık; dekan atamasına karşı üçüncü davamız da geçen hafta açıldı. Rektörlüğün önerdiği gayri demokratik aday belirleme yöntemini reddederek, üniversitemizin teamülleri doğrultusunda Fen Bilimleri Enstitüsü seçimimizi gerçekleştirdik, FBE müdürümüzü seçtik. Üç aydır her iş günü bu meydanda, öğle saatlerinde toplanıyor, rektörlüğe sırtımızı dönüyor, bu demokratik olmayan uygulamaların hiçbirini kabul etmediğimizi, ilkelerimizden vazgeçmeyeceğimizi söylüyoruz. Direnişimizin ve dayanışmamızın 100. Gününde, atanmışlara üniversitemizin ilkelerini tekrar hatırlatıyoruz:

1. Üniversitelerin herhangi bir kişi ya da kuruluşun etki veya baskısına maruz kalmaması ve siyaset aracı olarak kullanılmaması, bilimsel ve toplumsal gelişim açısından vazgeçilmezdir.

2. Üniversitelerde karar alma yetkisinin demokratik yöntemlerle seçilmiş̧ kurullarda ve akademik yöneticilerde olması özerklik için şarttır. Rektör, dekan, enstitü müdürü, yüksekokul müdürü, bölüm başkanı gibi akademik yöneticiler atamayla değil seçimle belirlenmelidir.

3. Üniversitelerin, özerk anayasal kurumlar olarak, akademik programlarını ve araştırma politikalarını öğretim elemanlarınca ve/veya üniversite kurullarınca kararlaştırılarak belirlemesi, bilimsel özgürlüğün ve yaratıcılığın şartlarındandır.

Kamuoyuna ilkelerimizin arkasında olduğumuzu, rektör ve rektör yardımcıları istifa edene ve fakülte kurulması kararı geri alınana kadar bu direnişten vazgeçmeyeceğimizi saygıyla duyurur, bu mücadeleyi öğrencilerimize, mezunlarımıza ülkemize olan borcumuz olarak gördüğümüzü ifade etmek isteriz.  

DEĞİL 100 GÜN, DEĞİL 6 AY, GEREKİRSE 1000 GÜN SÜRECEK VE SONUNDA DİRENİŞ KAZANACAK

Kabul etmiyoruz! Vazgeçmiyoruz!

Boğaziçi Üniversitelilerin, rektör olarak atanan Melih Bulu’yu protestoları 100. gününü doldurdu. Açıklamada “Sizlere polisin ağır silahlarla devriye gezdiği kampüsümüzden sesleniyoruz” denildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak atanan Melih Bulu’ya karşı 4 Ocak’ta başlayan protestolar 100’üncü gününde de devam etti. Güney Kampüs Meydanı’nda bir araya gelen akademisyenler, bir kez daha rektörlük binasına sırtlarını dönerek, 100’üncü güne dair açıklama gerçekleştirdi. Açıklamaya, öğrenciler de katıldı.

Endüstri Mühendisliği Öğretim Görevlisi Kuban Altınel’in okuduğu açıklamada şöyle dendi: 

KURUMUMUZ TAHRİP EDİLDİ: Bugün 13 Nisan Salı. Direnişimizin 100. gününde sizlere basının ve mezunlarımızın alınmadığı, çevresinde polisin ağır silahlarla devriye gezdiği kampüsümüzden sesleniyoruz.  100 gün önce üniversitemize demokratik olmayan yöntemlerle bir rektör atandı. Bu atamaya ve beraberinde gelen uygulamalara neden karşı olduğumuzu çeşitli vesileler ile kamuoyuyla paylaşıyoruz. Geçen 100 gün içinde bir kamu üniversitesi olan üniversitemizin tüm ilkeleri ve değerleri göz ardı edilerek, kurumumuz tahrip edildi, edilmeye devam ediyor. 

BİR GECEDE FAKÜLTE KURULDU: Bu süreçte, barışçıl gösteri haklarını kullanan öğrencilerimiz gözaltına alındı, ev hapsine çarptırıldı, şiddete maruz bırakıldı. İlkelerimiz ve değerlerimiz doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz SBE müdürlüğü seçim sonucumuz atanmış yönetimce tanınmadı, seçilmiş SBE müdürümüzün görevlendirilmesi gerçekleşmedi. LGBTİ+ öğrenci kulübümüz kapatıldı, ülke üniversitelerine örnek olan Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu’muzun koordinatörü maddi nedenler ileri sürülerek ücretsiz izne çıkarıldı, komisyonun faaliyetleri alanının uzmanı olmayan, atanmış yönetimin belirlediği bir rektör yardımcısının denetimine bırakıldı, komisyon fiilen işlevsiz hale getirildi. Bir Emeritus hocamızın ders verdiği bölümün görüşü dikkate alınmadan sözleşmesi yenilenmedi, bazı emekli hocalarımızın ders görevlendirilme yazıları henüz imzalanmadı. İçinde yaşayanlara ve üniversitemizin hiçbir komisyonuna danışılmadan, öğretim üyeleri lojmanlarının yıkılıp yenileneceği kararı, tüm diğer kararlar gibi bu kararlardan doğrudan etkilenecek bizlere e-posta aracılığı ile bildirildi. Üniversitemize danışılmadan iki yeni fakülte kurulacağı açıklandı, bir gecede kurulan bu fakültelerden birine bir dekan atandı. 

DİRENMEYE DEVAM EDİYORUZ: Bizler tüm bunlara ilkelerimiz ve değerlerimizden, birlik ve beraberliğimizden aldığımız güçle direndik, direnmeye devam ediyoruz. Üniversite bileşenleri ile dayanışmamız gün geçtikçe büyüyor, güçleniyor. Bu üniversitenin, bileşenlerin iradesi çiğnenerek yönetilemeyeceğini her fırsatta atanmışlara ve bu atamaları gerçekleştirenlere gösterdik. 

İKİ DAVA AÇTIK: Rektör ataması ve yeni fakülte kurulmasına karşı mezunlarımızın da müdahil olduğu iki toplu dava açtık; dekan atamasına karşı üçüncü davamız da geçen hafta açıldı. Rektörlüğün önerdiği gayri demokratik aday belirleme yöntemini reddederek, üniversitemizin teamülleri doğrultusunda Fen Bilimleri Enstitüsü seçimimizi gerçekleştirdik, FBE müdürümüzü seçtik. Üç aydır her iş günü bu meydanda, öğle saatlerinde toplanıyor, rektörlüğe sırtımızı dönüyor, bu demokratik olmayan uygulamaların hiçbirini kabul etmediğimizi, ilkelerimizden vazgeçmeyeceğimizi söylüyoruz. Direnişimizin ve dayanışmamızın 100. Gününde, atanmışlara üniversitemizin ilkelerini tekrar hatırlatıyoruz:

1. Üniversitelerin herhangi bir kişi ya da kuruluşun etki veya baskısına maruz kalmaması ve siyaset aracı olarak kullanılmaması, bilimsel ve toplumsal gelişim açısından vazgeçilmezdir.

2. Üniversitelerde karar alma yetkisinin demokratik yöntemlerle seçilmiş̧ kurullarda ve akademik yöneticilerde olması özerklik için şarttır. Rektör, dekan, enstitü müdürü, yüksekokul müdürü, bölüm başkanı gibi akademik yöneticiler atamayla değil seçimle belirlenmelidir.

3. Üniversitelerin, özerk anayasal kurumlar olarak, akademik programlarını ve araştırma politikalarını öğretim elemanlarınca ve/veya üniversite kurullarınca kararlaştırılarak belirlemesi, bilimsel özgürlüğün ve yaratıcılığın şartlarındandır.

Kamuoyuna ilkelerimizin arkasında olduğumuzu, rektör ve rektör yardımcıları istifa edene ve fakülte kurulması kararı geri alınana kadar bu direnişten vazgeçmeyeceğimizi saygıyla duyurur, bu mücadeleyi öğrencilerimize, mezunlarımıza ülkemize olan borcumuz olarak gördüğümüzü ifade etmek isteriz.  

DEĞİL 100 GÜN, DEĞİL 6 AY, GEREKİRSE 1000 GÜN SÜRECEK VE SONUNDA DİRENİŞ KAZANACAK

Kabul etmiyoruz! Vazgeçmiyoruz!

Bugünden